92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Sarıçalı
Telaffuz : çoba'ntuzluğu
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Yaban mersini
Telaffuz : çoba'nüzümü
1. `çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir` anlamında kullanılan bir söz
1. `küçük çocuğun bulunduğu yerde herkes çocukla uğraşmaktan dedikodu yapmaya fırsat bulamaz` anlamında kullanılan bir söz
çocuk bahçesi, çocuk bakıcısı, çocuk başına, çocuk bezi, çocuk bilimi, çocuk dili, çocuk doktoru, çocuk edebiyatı, çocuk felci, çocuk işi, çocuk lafı, çocuk mahkemesi, çocuk oyuncağı, çocuk oyunu, çocuk ruhlu, çocuk yazını, çocuk yuvası, çoluk çocuk, dünkü çocuk, mavi çocuk, parmak çocuk, üvey çocuk, bayram çocuğu, köprüaltı çocuğu, kucak çocuğu, mektep çocuğu, muhallebi çocuğu, okul çocuğu, orospu çocuğu, sokak çocuğu, sünnet çocuğu, süt çocuğu, zamane çocuğu, çiçek çocukları
1. isim , isim , isim , isim , Küçük yaştaki erkek veya kız
1. Çocuğun bir sütninesi vardı.
1. Çocuğun bir sütninesi vardı.
2. Soy bakımından oğul veya kız, evlat
1. Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış.
1. Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış.
3. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak
1. Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti.
1. Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti.
4. Genç erkek
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse
1. Otuz yaşında ama hâlâ çocuk.
1. Otuz yaşında ama hâlâ çocuk.
7. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse
1. gebe kadın çocuğunu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak, düşük yapmak
1. Beklenmedik acı olaydan ötürü Ayşe de çocuğunu düşürdü, ağır hastalandı.
1. Beklenmedik acı olaydan ötürü Ayşe de çocuğunu düşürdü, ağır hastalandı.
1. tıp , tıp , tıp , tıp , kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak
1. isim , isim , isim , isim , Çocukların gezinmesi, oyun oynaması ve hava alması için yapılmış bahçe
1. isim , isim , isim , isim , Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kız veya kadın
1. bebeğin veya çocuğun eğitim ve bakımıyla ilgilenmek
1. Kadınlar, iş dönüşü çocuk bakıyor, yemek hazırlıyorlardı, o yorgunlukla.
1. Kadınlar, iş dönüşü çocuk bakıyor, yemek hazırlıyorlardı, o yorgunlukla.
1. isim , isim , isim , isim , Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim, pedoloji
1. isim , isim , isim , isim , Çocukların belli birtakım seslerden, basitleştirilmiş kurallardan, örneklemelerden yararlanarak kullandıkları dil
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Çocuk sağlığı ve hastalıkları doktoru, çocukçu
1. `çocuk yürümeye başladığı sırada sık sık düşer, anne baba bu duruma üzülmemelidir` anlamında kullanılan bir söz
1. isim , isim , isim , isim , Çocukların hayatı kavramasına yardımcı olacak, hayal gücünü geliştirici, okuma sevgisini aşılayan, eğitici bir edebiyat türü, çocuk yazını
1. Ortada çok kitap var da çocuk edebiyatı açısından bakıldığı zaman durum umut kırıcı.
1. Ortada çok kitap var da çocuk edebiyatı açısından bakıldığı zaman durum umut kırıcı.
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Genellikle çocuklarda görülen ateş, kırıklık, baş ağrısı, kas ağrıları, ense sertliği, bulantı ve kusma ile aniden başlayıp ileri durumlarda özellikle bacak kaslarında felce kadar gidebilen bulaşıcı hastalık
1. yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış
1. Çocuk gibi adam.
1. Çocuk gibi adam.
2. kolay kanar, kolay inanır
1. Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı?
1. Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı?
1. çok sevinmek
1. Güzel sözler duyduğunda çocuk gibi sevinir.
1. Güzel sözler duyduğunda çocuk gibi sevinir.