92406 kayıt bulundu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , `Cız` diye ses çıkarmak
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Cız etmek
1. kaçmak, savuşup gitmek
2. argo , argo , argo , argo , ölmek
1. Adam bir hafta içinde cızlamı çekerse hiç günahım yokken adım kötüye çıkar.
1. Adam bir hafta içinde cızlamı çekerse hiç günahım yokken adım kötüye çıkar.
1. çizmeyi aşmak
1. Daha çoğunu istemeye kalkarsa iş değişir o zaman, buna çizmeden yukarı çıkmak denir, herkes haddini bilmeli.
1. Daha çoğunu istemeye kalkarsa iş değişir o zaman, buna çizmeden yukarı çıkmak denir, herkes haddini bilmeli.
depremçizer, giyimçizer, yayçizer, yazarçizer
1. -i , -i , -i , -i , Çizgi çekmek
2. Resmini yapmak, resmetmek
1. Ben sizi yazar olarak değil, insan olarak çizmek istiyorum.
1. Ben sizi yazar olarak değil, insan olarak çizmek istiyorum.
3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak
1. Bir gün yine onlara görünmeden krokiler çiziyordum.
1. Bir gün yine onlara görünmeden krokiler çiziyordum.
4. Çizgi biçiminde yaralamak
1. İğne elimi çizdi.
1. İğne elimi çizdi.
5. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek
1. Şu iki kelime gereksizdir, çiziniz.
1. Şu iki kelime gereksizdir, çiziniz.
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak
1. bir işe girişmek
1. Yaptığım işe hâlâ şaşmaktan ve inanamamaktan vazgeçemediğim hâlde çizmeleri çekmiştim.
1. Yaptığım işe hâlâ şaşmaktan ve inanamamaktan vazgeçemediğim hâlde çizmeleri çekmiştim.
1. bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak
1. Politika üstüne fikir yürütmek, çizmeyi aşmaktı.
1. Politika üstüne fikir yürütmek, çizmeyi aşmaktı.
1. isim , isim , isim , isim , Şırnak iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : ci'zre
1. isim , isim , isim , isim , İsa Derneği denilen bir Hristiyan derneğinin üyesi
Lisan : Fransızca jésuite
1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi türü
Lisan : Arapça cizye
1. isim , isim , ticaret , ticaret , isim , isim , ticaret , ticaret , 343 takas
Lisan : İngilizce clearing
çobanaldatan, çoban böreği, çobançantası, çobandağarcığı, çobandeğneği, çobandüdüğü, çobaniğnesi, çoban kebabı, çoban köpeği, çoban merhemi, çobanpüskülü, çoban salatası, çobansüzgeci, çobantarağı, çobantuzluğu, çobanüzümü, Çoban Yıldızı, sığır çobanı
1. isim , isim , isim , isim , Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
1. Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?
1. Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?
Lisan : Farsça çūbān, şūbān
1. `malını, varlığını başkaları kullandı, kendisine bir şey kalmadı` anlamında kullanılan bir söz
1. isim , isim , isim , isim , Haşlanmış patateslerin sütle püre durumuna getirilip doğranmış soğanla kavrulmasından sonra üzerine et suyu, kıyma ve nane eklenerek pişirilmesiyle hazırlanan börek