Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
cızgara
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü

Örnek:

1. Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır.

1. Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır.


Telaffuz : cızga'ra

çizge

İlgili Kelimeler:

beyin çizgesi, kalp çizgesi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş biçim, grafik


çizgi

İlgili Kelimeler:

çizgi film, çizgi hakemi, çizgi im, çizgi ölçek, çizgi resim, çizgi roman, ana çizgi, eğik çizgi, kırık çizgi, kırmızıçizgi, kırmızı çizgi, kısa çizgi, uzun çizgi, dış çizgiler durumu, atlama çizgisi, çıkış çizgisi, doruk çizgisi, kader çizgisi, kale çizgisi, konuşma çizgisi, mafya çizgisi, ölçek çizgisi, sahil çizgisi, santra çizgisi, su bölümü çizgisi, ufuk çizgisi, varış çizgisi, yan çizgisi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril

Örnek:

1. Bu kâğıda üç çizgi çekti.

1. Bu kâğıda üç çizgi çekti.

2. Yüz ve vücut hatlarının her biri

Örnek:

1. Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu.

1. Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu.

3. matematik , matematik , matematik , matematik , Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim

Örnek:

1. Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır.

1. Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır.

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Temel

Örnek:

1. Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım.

1. Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır

Örnek:

1. Bu topluluklar arasında amatör ve profesyonel çizgisini de tam olarak çizebilmek kolay değildir.

1. Bu topluluklar arasında amatör ve profesyonel çizgisini de tam olarak çizebilmek kolay değildir.


çizgi çekmek
Anlamı:

1. bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak

Örnek:

1. Yerlerinden kalkıp duvara bir çizgi çekmişler.

1. Yerlerinden kalkıp duvara bir çizgi çekmişler.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , bitirmek, sona erdirmek

Örnek:

1. Tüm Müslümanlar aralarındaki kızgınlıklara, kinlere, o gün bir çizgi çekeceklerdi.

1. Tüm Müslümanlar aralarındaki kızgınlıklara, kinlere, o gün bir çizgi çekeceklerdi.


çizgi film
Anlamı:

1. isim , isim , sinema , sinema , televizyon , televizyon , isim , isim , sinema , sinema , televizyon , televizyon , Bir konuyla ilgili olarak karakterlerinin hareketlerini belirtecek biçimde art arda çizilmiş resimlerden oluşan sinema filmi


çizgi hakemi
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Voleybolda topun veya ayağın çizgiye temas durumunu belirlemekle görevli hakem


çizgi im
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket, barkod


çizgi ölçek
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Plan veya haritanın alt köşesinde yatay bir çizgi ile gösterilen, harita üzerindeki uzunluğun gerçekte ne kadar uzunluğa karşılık olduğunu belirten ve bunun çizgi üzerinde işaretlenmesiyle elde edilen ölçek


çizgi resim
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yalnız çizgilerle yapılmış resim


çizgi roman
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Konuyu ve olaylar zincirini kesintisiz olarak resimleme yöntemiyle okuyucuya sunan roman


çizgileme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizgilemek işi


çizgilemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çizgi çekmek, çizgi çizmek

Örnek:

1. Her gelen karikatürist nüktesini duvara çizgilemiş.

1. Her gelen karikatürist nüktesini duvara çizgilemiş.


çizgilenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizgilenmek işi


çizgilenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çizgi meydana gelmek

Örnek:

1. Fakat bir gün onu denizde, şu mavi yeşil çizgilenen denizde yüzerken gördüm.

1. Fakat bir gün onu denizde, şu mavi yeşil çizgilenen denizde yüzerken gördüm.


çizgileşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizgileşmek işi


çizgileşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çizgi durumuna gelmek

Örnek:

1. Ve gözlerini dikiyor, bir silinip bir çizgileşen dalgacıklara.

1. Ve gözlerini dikiyor, bir silinip bir çizgileşen dalgacıklara.


çizgileştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizgileştirmek işi


çizgileştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yazılı duruma getirmek

Örnek:

1. Yazı denilen nesne eninde sonunda duyguları, düşünceleri çizgileştirmek, söylemek demektir.

1. Yazı denilen nesne eninde sonunda duyguları, düşünceleri çizgileştirmek, söylemek demektir.


çizgili
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Üzerinde çizgi bulunan

Örnek:

1. Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar

1. Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar


çizgilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizgi çizmeye yarar tahta, cetvel tahtası


çizgililik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizgili olma durumu


çizginme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çizginmek işi


çizginmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , Bir şeyin etrafında dönüp durmak

2. Tereddüt etmek


çizgisel
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çizgi ile gösterilmiş


çizgisinden sapmamak
Anlamı:

1. görüşlerinden vazgeçmemek, kararlı davranmak