92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ufak ve oynak dalgalı (deniz)
2. tıp , tıp , tıp , tıp , Çırpıntısı olan
1. isim , isim , isim , isim , Çırpma işi
1. Kuştur desem ne kanat çırpışı var ne sesi.
1. Kuştur desem ne kanat çırpışı var ne sesi.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çırpıştırma işi yaptırılmak
1. -i , -i , -i , -i , Çabucak çırpıştırmak
Telaffuz : çırpıştırı'vermek
1. isim , isim , isim , isim , Çırpıştırmak işi
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılan (iş)
1. Telif ücretlerinin yükselmesi, edebiyatçının daha rahat koşullar altında çalışmasını sağlayacakken çırpıştırma kitaplar hazırlanmasına yol açtı.
1. Telif ücretlerinin yükselmesi, edebiyatçının daha rahat koşullar altında çalışmasını sağlayacakken çırpıştırma kitaplar hazırlanmasına yol açtı.
1. -i , -i , -i , -i , Emek harcamadan özensiz ve üstünkörü yapmak
1. O sıralar her gün Ulus'a başmakaleler çırpıştırmakta idi.
1. O sıralar her gün Ulus'a başmakaleler çırpıştırmakta idi.
1. isim , isim , isim , isim , Çırpmak işi
1. Bağ bozumu zamanı ceviz çırpmaya giderlerdi.
1. Bağ bozumu zamanı ceviz çırpmaya giderlerdi.
2. Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılan dikiş biçimi
1. -i , -i , -i , -i , Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek
2. İki şeyi birbirine çarpmak
1. Ali Bey ellerini çırptı, Elif Hanım, hepimize kahve diye seslendi.
1. Ali Bey ellerini çırptı, Elif Hanım, hepimize kahve diye seslendi.
3. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek
1. Ağacın dallarını çırpmak.
1. Ağacın dallarını çırpmak.
4. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çalmak, hırsızlık etmek
6. spor , spor , spor , spor , Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak
1. isim , isim , isim , isim , Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Bir tür küçük domates
1. Tarla kenarlarından toplanan ufak tefek cırtatan domatesiyle pişmiş bol soğanlı bulgur pilavı tenceresini ateşten indiren ana ter içindeydi.
1. Tarla kenarlarından toplanan ufak tefek cırtatan domatesiyle pişmiş bol soğanlı bulgur pilavı tenceresini ateşten indiren ana ter içindeydi.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses)
2. Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş (meyve, sebze)