92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , coğrafya , coğrafya , isim , isim , coğrafya , coğrafya , Beklenen hızından farklı bir biçimde ve beklenmeyen yönlerden gelen şiddetli hava akımı, türbülans
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Tel ve bitkisel halatların inç olarak çevresini belirten, 2,54 santimetreye eşit olan birim
Lisan : İtalyanca purgada
Telaffuz : burga'ta
burgu makarna, fenerli burgu
1. isim , isim , isim , isim , Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet
1. Yeşil gözlerini iki burgu gibi gözlerime batırdı.
1. Yeşil gözlerini iki burgu gibi gözlerime batırdı.
2. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon
3. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet
4. müzik , müzik , müzik , müzik , Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Başörtüsü
2. Çarşaf
3. Atkı
4. İnce perde
1. isim , isim , isim , isim , Burgu biçiminde dökülmüş ve fırınlanmış makarna
1. -i , -i , -i , -i , Burgu ile delmek, delik açmak
1. Etrafı morarmış gözlerinde garip bir azap, burgulayan, soran, bir türlü ölüme teslim olmayan bir azap vardı.
1. Etrafı morarmış gözlerinde garip bir azap, burgulayan, soran, bir türlü ölüme teslim olmayan bir azap vardı.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Burgulama işine konu olmak, burgu ile delinmek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bürgüsü olan
1. Islak kayanın ardına sinmiş, bürgülü bir kadınla yan yana oturuyor.
1. Islak kayanın ardına sinmiş, bürgülü bir kadınla yan yana oturuyor.
1. isim , isim , isim , isim , Kanıt
2. mantık , mantık , mantık , mantık , Belgit
Lisan : Arapça burhān
Telaffuz : burha:nı
1. isim , isim , isim , isim , Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : burha:niye
burjuva edebiyatı, küçük burjuva
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Şehirde yaşayıp özel imtiyazlardan yararlanan
1. Burjuva bir aileden doğmuş, bir fabrikatörle evlenmiş.
1. Burjuva bir aileden doğmuş, bir fabrikatörle evlenmiş.
2. Orta sınıftan olan, kent soylu
Lisan : Fransızca bourgeois
1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Orta sınıf halk kesimine hitap eden edebiyat
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Burjuva gibi, burjuvaya yakışan
1. Buncağızlar bu fırsattan faydalanmak şöyle dursun, küçük hesaplar, burjuvaca kaygılarla onu heba etmişler.
1. Buncağızlar bu fırsattan faydalanmak şöyle dursun, küçük hesaplar, burjuvaca kaygılarla onu heba etmişler.
2. zarf , zarf , zarf , zarf , (burjuva'ca) Burjuvaya yakışan bir biçimde
1. isim , isim , isim , isim , Burjuva olma durumu
1. Hâlâ küçük burjuvalıktan kurtulamadın, nafile, senin adam olacağın yok, deyip duruyor.
1. Hâlâ küçük burjuvalıktan kurtulamadın, nafile, senin adam olacağın yok, deyip duruyor.
1. isim , isim , isim , isim , Burjuva sınıfı, kent soyluluk
1. Buna aynı zamanda burjuvazinin zaafının alameti olarak bakmak lazımdır.
1. Buna aynı zamanda burjuvazinin zaafının alameti olarak bakmak lazımdır.
Lisan : Fransızca bourgeoisie