92406 kayıt bulundu.
1. üzerindeki bıçağı birden eline alarak birine saplamaya hazırlanmak
1. Köy delikanlılarının bıçak çekmeye elleri bile değmedi.
1. Köy delikanlılarının bıçak çekmeye elleri bile değmedi.
1. söz, konuşma, sohbet birden bitmek, duruvermek
1. Bu tatlı sohbetin arasında kapı çalındı, lakırtıları bıçak gibi kesildi.
1. Bu tatlı sohbetin arasında kapı çalındı, lakırtıları bıçak gibi kesildi.
1. çekilen sıkıntı artık katlanılamayacak bir duruma gelmek
1. Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister.
1. Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister.
1. hakaret, ağır söz vb. gönül kırıcı davranışların hiçbir zaman unutulmayacağını anlatan bir söz
1. isim , isim , isim , isim , Bıçaklamak işi
1. Arkadaşların birbirini sırtından bıçaklaması doğru değil. Bunu ancak düşmanlar yapabilir.
1. Arkadaşların birbirini sırtından bıçaklaması doğru değil. Bunu ancak düşmanlar yapabilir.
1. -i , -i , -i , -i , Bıçakla saldırıyı tahrik etmek, bıçakla saldırtmak ve yaralatmak