Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bedesten
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı

Örnek:

1. Bedestende kötü şeyler arasına karışmış antika mallar gibi bunları seçmek de herkesin işi değil.

1. Bedestende kötü şeyler arasına karışmış antika mallar gibi bunları seçmek de herkesin işi değil.


Lisan : Farsça bezistān

bedevi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çölde, çadırda yaşayan göçebe

Örnek:

1. İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı.

1. İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Böyle bir hayat sürdüren kimse

Örnek:

1. Devriyeler, isyancılara silah götüren bedevileri yakalamışlar.

1. Devriyeler, isyancılara silah götüren bedevileri yakalamışlar.


Lisan : Arapça bedevī

Telaffuz : bedevi:

Bedevi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedevilik tarikatından olan derviş


Özel: Evet

Lisan : Arapça bedevī

Telaffuz : bedevi:

bedevilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedevi olma durumu


Bedevilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , XIII. yüzyılda kurulan bir Sünni tarikatı


Özel: Evet

bedhah
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli

Örnek:

1. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır.

1. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır.


Lisan : Farsça bed + ḫāh

bedhahlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedhah olma durumu


bedihi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Besbelli, apaçık


Lisan : Arapça bedīhī

Telaffuz : bedi:hi:

bedii
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen

Örnek:

1. En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz.

1. En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz.

2. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Estetik


Lisan : Arapça bedīʿī

Telaffuz : bedi:i:

bediileşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bediileşmek işi


bediileşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , Bedii duruma gelmek

Örnek:

1. O vakit Müfit'i bediileşmiş bir şehvet bastırıyordu.

1. O vakit Müfit'i bediileşmiş bir şehvet bastırıyordu.


bediilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedii olma durumu


bediiyat
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Estetik bilimi, güzel sanatlar


Lisan : Arapça bedīʿiyyāt

Telaffuz : bedi:iya:tı

bedik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kazak Türklerinde bir hastalığın iyileşmesi için yapılan tören


bedir
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Dolunay


Lisan : Arapça bedr

bedirik
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı


bedirlenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedirlenmek durumu


bedirlenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , Dolunay biçimini almak

2. Parlak ve sağlıklı görünmek

Örnek:

1. Siman bedirlenmiş ay mı bilmem / Dökülmüş saçların ör kara gözlüm

1. Siman bedirlenmiş ay mı bilmem / Dökülmüş saçların ör kara gözlüm


bednam
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Kötü ün kazanan, kötülüğü ile dillere düşen


Lisan : Farsça bed + nām

bedük
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Çam sakızı


begayet
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Son derece, pek çok, aşırı

Örnek:

1. Kızım, evladım, sana söyleyeceğim sözler begayet mühim, begayet naziktir.

1. Kızım, evladım, sana söyleyeceğim sözler begayet mühim, begayet naziktir.


Lisan : Farsça be + Arapça ġāyet

Telaffuz : be'ga:yet

Begdili
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri


Özel: Evet

beğence
Anlamı:

1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Takriz


beğendirebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Beğendirebilmek işi


beğendirebilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Beğendirme ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Kendini kibar okuyucularına beğendirebilmek için çok çalışmak zorundadır.

1. Kendini kibar okuyucularına beğendirebilmek için çok çalışmak zorundadır.

2. Beğendirme becerisi bulunmak