Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
basmahane
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basma yapılan iş yeri


Lisan : Türkçe basma + Farsça ḫāne

Telaffuz : basmaha:ne

basmak fiil

İlgili Kelimeler:

örtbas, tıka basa, dilbasar, karabasan, subasar, albastı, ayakbastı, dalbastı, kalburabastı, kaşbastı, kedibastı, kepbastı, kolbastı, külbastı, toprakbastı, elbasan tavası

Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak

Örnek:

1. Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.

1. Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.

2. Küçük çocuklar ayakta durabilmek

3. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek

Örnek:

1. Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.

1. Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.

4. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Sıkıştırarak yerleştirmek

Örnek:

1. Peyniri küpe basmak.

1. Peyniri küpe basmak.

5. -i , -i , -i , -i , Bası işi yapmak, tabetmek

6. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Örtmek, bürümek, kaplamak

Örnek:

1. Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.

1. Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.

7. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak

Örnek:

1. Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.

1. Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.

8. -i , -i , -i , -i , Baskın yapmak

Örnek:

1. Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.

1. Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.

9. Bir kimse bir yaşa girmek

Örnek:

1. On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.

1. On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.

10. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek

Örnek:

1. Şehri akşamüstü sis basmıştı.

1. Şehri akşamüstü sis basmıştı.

11. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek

Örnek:

1. Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.

1. Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.

12. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak

13. -i , -i , -i , -i , Uygunsuz vaziyette yakalamak

14. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak

Örnek:

1. Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi.

1. Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi.


başmak
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ayakkabı


başmakale
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başyazı


Lisan : Türkçe baş + Arapça maḳāle

Telaffuz : ba'şmaka:le

basmakalıp
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe

Örnek:

1. Kimi daha da iyi söylenebilecek basmakalıp fikirleri piyesleştirdiğinden dem vurdu.

1. Kimi daha da iyi söylenebilecek basmakalıp fikirleri piyesleştirdiğinden dem vurdu.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan bir biçimde, sloganvari


Telaffuz : basma'kalıp

basmakalıplaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basmakalıplaşmak durumu


basmakalıplaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Basmakalıp durumuna gelmek

Örnek:

1. Zaten daha sonraki Hint tiyatrosu canlılığını bütün bütün kaybedecek ve basmakalıplaşacaktır.

1. Zaten daha sonraki Hint tiyatrosu canlılığını bütün bütün kaybedecek ve basmakalıplaşacaktır.


basmakalıplık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basmakalıp olma durumu

Örnek:

1. Basmakalıba aykırı düşeni anlatmakla, basmakalıplığın daha iyi vurgulanacağını öğrenirken yıllar geçiyor.

1. Basmakalıba aykırı düşeni anlatmakla, basmakalıplığın daha iyi vurgulanacağını öğrenirken yıllar geçiyor.


başmakçı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ayakkabıcı

2. Camilerde, giriş bölümünde, çıkarılan ayakkabılara bekçilik eden kimse


Başmakçı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri


Özel: Evet

Telaffuz : başma'kçı

başmakçılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başmakçının yaptığı iş, ayakkabıcılık


başmaklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Camide ayakkabı konulan yer

2. tarih , tarih , tarih , tarih , Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has


başmal
Anlamı:

1. isim , isim , ticaret , ticaret , isim , isim , ticaret , ticaret , Sermaye


Lisan : Türkçe baş + Arapça māl

Telaffuz : ba'şmal

basmalı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basması olan

2. Basılarak çalıştırılan


basmalık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üzerine basılacak şey

Örnek:

1. Doktor basmalıkların kaldırılması için dayatıyor, mikrop yuvasıdır, diyor.

1. Doktor basmalıkların kaldırılması için dayatıyor, mikrop yuvasıdır, diyor.


basmayazı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler


Telaffuz : basma'yazı

başmekân
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Asıl yer, en önemli yer

Örnek:

1. Sahneye koyma güçlükleri yaşanmaması için Alâiye'nin Kızıl Kule'sini başmekân olarak tasarlamıştım.

1. Sahneye koyma güçlükleri yaşanmaması için Alâiye'nin Kızıl Kule'sini başmekân olarak tasarlamıştım.


Lisan : Türkçe baş + Arapça mekān

Telaffuz : ba'şmekâ:nı

başmisafir
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , En değerli konuk


Lisan : Türkçe baş + Arapça misāfir

Telaffuz : ba'şmisa:fir

başmuallim
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Başöğretmen


Lisan : Türkçe baş + Arapça muʿallim

Telaffuz : ba'şmuallim

başmuallimlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başöğretmenlik


başmubassır
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Gözetmenlerin başı olan kimse

Örnek:

1. Başmubassır, budaklı kızılcık dalına meraklı idi.

1. Başmubassır, budaklı kızılcık dalına meraklı idi.


Lisan : Türkçe baş + Arapça mubaṣṣır

Telaffuz : ba'şmubassır

başmüdür
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , En üst düzeydeki müdür


Lisan : Türkçe baş + Arapça mudīr

Telaffuz : ba'şmüdür

başmüdürlük
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başmüdür olma durumu

2. Başmüdürün yaptığı iş

3. Başmüdürle yönetilen kuruluş

4. Başmüdürün çalıştığı daire


başmüezzin
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birden çok müezzin bulunan camilerde en kıdemli müezzin


Lisan : Türkçe baş + Arapça muʾeẕẕin

Telaffuz : ba'şmüezzin

başmüezzinlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başmüezzin olma durumu

2. Başmüezzinin yaptığı iş