92406 kayıt bulundu.
1. -e , -e , -e , -e , Başlama ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.
1. Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.
2. Başlama becerisi bulunmak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir şey öğrenmeye yeni başlayan (kimse), müptedi
başlı başına, ağırbaşlı, akıllı başlı, belli başlı, dikbaşlı, iki başlı, pek başlı, üç başlı, yaşlı başlı, yumuşak başlı, tüm başlılar, zırhlı başlılar
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başı olan
1. O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya.
1. O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bütün yönleriyle, tamamen
1. Onun başlı başına bir destan olan bu ilk kahramanlık sahasından işte böyle bir intiba ile ayrıldım.
1. Onun başlı başına bir destan olan bu ilk kahramanlık sahasından işte böyle bir intiba ile ayrıldım.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , En önemli, başta gelen
1. Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır.
1. Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır.
başlık parası, alt başlık, ara başlık, çelik başlık, forma başlık, Kızılbaşlık, anot başlığı, lokma başlığı, yatak başlığı
1. isim , isim , isim , isim , Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş
1. İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş, tanımışlardı.
1. İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş, tanımışlardı.
2. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon
3. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü
4. Bir sütunun, bir direğin tepeliği
1. Önünden yüzlerce defa geçmiş olduğumuz bin yıllık çeşme, bir sütun başlığı birden gözümüzde şahsiyet ve değer kazanırdı.
1. Önünden yüzlerce defa geçmiş olduğumuz bin yıllık çeşme, bir sütun başlığı birden gözümüzde şahsiyet ve değer kazanırdı.
5. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet
6. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha
7. Başlık parası
8. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça
9. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım
1. bir yazıya başlık olarak ad bulmak
1. Marifet makaleye başlık koymakta değil, koyduğu prensibe uymaktadır.
1. Marifet makaleye başlık koymakta değil, koyduğu prensibe uymaktadır.
1. isim , isim , isim , isim , Bazı bölgelerde, evlenirken damadın kaynatasına ödemesi gereken para veya mal, başlık
1. bazı bölgelerde, evlenirken kızın babasına oğlanevi tarafından para veya mal vermek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başlığı olan
1. Şu sarı başlıklı kız iyi kulaç atıyor.
1. Şu sarı başlıklı kız iyi kulaç atıyor.
2. Başlığı olan, antetli (zarf, kâğıt vb.)
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başlığı olmayan
2. Başlığı olmayan, antetsiz (yazı, kâğıt vb.)
basmahane, basma kalıbı, basmakalıp, basmayazı, akbasma, albasma, emme basma tulumba, para basma, taban basma, deniz basması, kırk basması, taş basması
1. isim , isim , isim , isim , Basmak işi
1. Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık.
1. Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık.
2. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua
3. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun
4. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş
1. O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim.
1. O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim.
5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu kumaştan yapılan
1. Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti.
1. Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti.
6. jeoloji , jeoloji , jeoloji , jeoloji , Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı
7. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basılmış, matbu
8. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Gübre, tezek
1. isim , isim , isim , isim , Kitap, kumaş vb.nin baskısı için hazırlanan kalıp
1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Osmanlı sarayında mabeyincilerin başı
Telaffuz : ba'şma:beyinci
1. isim , isim , isim , isim , Basma yapan veya satan kimse
2. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse
3. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı
taş basmacılık
1. isim , isim , isim , isim , Basmacının yaptığı iş
2. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Basımcılık