Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
başlattırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başlattırmak işi


başlattırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Başlatma işini yaptırmak


başlayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başlayabilmek işi


başlayabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Başlama ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.

1. Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.

2. Başlama becerisi bulunmak


başlayıcı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir şey öğrenmeye yeni başlayan (kimse), müptedi


başlayıcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başlayıcı olma durumu


başlayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başlama işi


başlayıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başlayıvermek işi


başlayıvermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Çabucak başlamak


Telaffuz : başlayı'vermek

başlı

İlgili Kelimeler:

başlı başına, ağırbaşlı, akıllı başlı, belli başlı, dikbaşlı, iki başlı, pek başlı, üç başlı, yaşlı başlı, yumuşak başlı, tüm başlılar, zırhlı başlılar

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başı olan

Örnek:

1. O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya.

1. O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya.


başlı başına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bütün yönleriyle, tamamen

Örnek:

1. Onun başlı başına bir destan olan bu ilk kahramanlık sahasından işte böyle bir intiba ile ayrıldım.

1. Onun başlı başına bir destan olan bu ilk kahramanlık sahasından işte böyle bir intiba ile ayrıldım.


başlıca
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , En önemli, başta gelen

Örnek:

1. Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır.

1. Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır.


başlık

İlgili Kelimeler:

başlık parası, alt başlık, ara başlık, çelik başlık, forma başlık, Kızılbaşlık, anot başlığı, lokma başlığı, yatak başlığı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş

Örnek:

1. İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş, tanımışlardı.

1. İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş, tanımışlardı.

2. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon

3. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü

4. Bir sütunun, bir direğin tepeliği

Örnek:

1. Önünden yüzlerce defa geçmiş olduğumuz bin yıllık çeşme, bir sütun başlığı birden gözümüzde şahsiyet ve değer kazanırdı.

1. Önünden yüzlerce defa geçmiş olduğumuz bin yıllık çeşme, bir sütun başlığı birden gözümüzde şahsiyet ve değer kazanırdı.

5. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet

6. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha

7. Başlık parası

8. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça

9. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım


başlık almak
Anlamı:

1. bazı bölgelerde, evlenirken kızın babası oğlanevinden para veya mal almak


başlık atmak (veya koymak)
Anlamı:

1. bir yazıya başlık olarak ad bulmak

Örnek:

1. Marifet makaleye başlık koymakta değil, koyduğu prensibe uymaktadır.

1. Marifet makaleye başlık koymakta değil, koyduğu prensibe uymaktadır.


başlık parası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bazı bölgelerde, evlenirken damadın kaynatasına ödemesi gereken para veya mal, başlık


başlık vermek
Anlamı:

1. bazı bölgelerde, evlenirken kızın babasına oğlanevi tarafından para veya mal vermek


başlıkçı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başlık yapan veya satan kimse


başlıklı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başlığı olan

Örnek:

1. Şu sarı başlıklı kız iyi kulaç atıyor.

1. Şu sarı başlıklı kız iyi kulaç atıyor.

2. Başlığı olan, antetli (zarf, kâğıt vb.)


başlıksız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başlığı olmayan

2. Başlığı olmayan, antetsiz (yazı, kâğıt vb.)


basma

İlgili Kelimeler:

basmahane, basma kalıbı, basmakalıp, basmayazı, akbasma, albasma, emme basma tulumba, para basma, taban basma, deniz basması, kırk basması, taş basması

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basmak işi

Örnek:

1. Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık.

1. Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık.

2. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua

3. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun

4. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş

Örnek:

1. O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim.

1. O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim.

5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu kumaştan yapılan

Örnek:

1. Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti.

1. Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti.

6. jeoloji , jeoloji , jeoloji , jeoloji , Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı

7. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basılmış, matbu

8. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Gübre, tezek


basma kalıbı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kitap, kumaş vb.nin baskısı için hazırlanan kalıp


başmabeyinci
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Osmanlı sarayında mabeyincilerin başı


Telaffuz : ba'şma:beyinci

basmacı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basma yapan veya satan kimse

2. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse

3. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı


basmacılık

İlgili Kelimeler:

taş basmacılık

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basmacının yaptığı iş

2. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Basımcılık