basmak

fiil
İlgili Kelimeler:

örtbas, tıka basa, dilbasar, karabasan, subasar, albastı, ayakbastı, dalbastı, kalburabastı, kaşbastı, kedibastı, kepbastı, kolbastı, külbastı, toprakbastı, elbasan tavası

Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak

Örnek:

1. Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.

1. Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.

2. Küçük çocuklar ayakta durabilmek

3. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek

Örnek:

1. Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.

1. Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.

4. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Sıkıştırarak yerleştirmek

Örnek:

1. Peyniri küpe basmak.

1. Peyniri küpe basmak.

5. -i , -i , -i , -i , Bası işi yapmak, tabetmek

6. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Örtmek, bürümek, kaplamak

Örnek:

1. Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.

1. Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.

7. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak

Örnek:

1. Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.

1. Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.

8. -i , -i , -i , -i , Baskın yapmak

Örnek:

1. Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.

1. Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.

9. Bir kimse bir yaşa girmek

Örnek:

1. On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.

1. On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.

10. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek

Örnek:

1. Şehri akşamüstü sis basmıştı.

1. Şehri akşamüstü sis basmıştı.

11. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek

Örnek:

1. Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.

1. Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.

12. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak

13. -i , -i , -i , -i , Uygunsuz vaziyette yakalamak

14. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak

Örnek:

1. Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi.

1. Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi.