92406 kayıt bulundu.
1. güç duruma düşmesine yol açmak
1. Birbirlerinden şüphelensinler, birbirlerinin başını yesinler.
1. Birbirlerinden şüphelensinler, birbirlerinin başını yesinler.
Ön Takı : (birinin)
1. birinin hilesiyle yapılmak
1. Anlaşıldığına göre bu iş Saniye'nin İstanbullu anasının başının altından çıkmıştı.
1. Anlaşıldığına göre bu iş Saniye'nin İstanbullu anasının başının altından çıkmıştı.
1. kimseden yardım görmeden kendi işini kendi yapmak
1. Hepsi bu yıl, başlarının çaresine bakacak altı at. Bu yılın yılkılıkları.
1. Hepsi bu yıl, başlarının çaresine bakacak altı at. Bu yılın yılkılıkları.
1. karşısındakini bezdirinceye, bıktırıncaya kadar sürekli konuşmak veya söylenmek
1. Köyde patladığını telefonlarla, telgraflarla bana bildirerek başımın etini yiyen sen değil misin?
1. Köyde patladığını telefonlarla, telgraflarla bana bildirerek başımın etini yiyen sen değil misin?
Ön Takı : (birinin)
1. başa gelecek bir belayı savmak veya önlemek için yapılan bağış, özveri
1. Bir herif çıksa da şunu başımdan alsa... Başım gözüm sadakası üç beş parça eşya, beş, on kuruş da para veririm.
1. Bir herif çıksa da şunu başımdan alsa... Başım gözüm sadakası üç beş parça eşya, beş, on kuruş da para veririm.
1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet, manometre
2. Akışkanların basıncını ölçen araç
Telaffuz : bası'ölçer
1. önde gideni geçmek
1. Yastık koşusunu kazanan tayın, biraz idman edilirse çok atları basıp geçeceğini konuşuyorlardı.
1. Yastık koşusunu kazanan tayın, biraz idman edilirse çok atları basıp geçeceğini konuşuyorlardı.
2. önem vermeyerek uğramamak
1. birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek
1. isim , isim , isim , isim , Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon
1. Kanal'ı müdafaa edenler, yüz millik cephe üzerinde çok basiretle vazife görmeye mecbur idiler.
1. Kanal'ı müdafaa edenler, yüz millik cephe üzerinde çok basiretle vazife görmeye mecbur idiler.
Lisan : Arapça baṣīret
Telaffuz : basi:ret
1. iyi düşünemez, gerçeği göremez bir duruma düşmek
1. Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır.
1. Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gerçeği görebilen, uzağı görebilen, basireti olan, sağgörülü
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gerçekleri görebilmekten uzak, ileri ve uzak görüşlü olmayan, sağgörüsüz
1. isim , isim , isim , isim , Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük
1. isim , isim , isim , isim , Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : ba'şiskele
basit cisim, basit cümle, basit faiz, basit kelime, basit kesir, basit renk, basit tümce
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı
1. İşte en basit bir sebep. Belki sadeliğinden tuhaf geliyor insana.
1. İşte en basit bir sebep. Belki sadeliğinden tuhaf geliyor insana.
2. Kolay
1. En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi.
1. En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Süssüz, gösterişsiz
1. Üstünde basit ve kapalı bir çarşaf vardı.
1. Üstünde basit ve kapalı bir çarşaf vardı.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz
1. Bu, fikirsiz, basit ve masum bir çocuk hafifliği değildi.
1. Bu, fikirsiz, basit ve masum bir çocuk hafifliği değildi.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan
1. Bu basit takılmalar, her seferinde onları güldürdü.
1. Bu basit takılmalar, her seferinde onları güldürdü.
Lisan : Arapça basīṭ
1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Maddesi tek elementten oluşmuş cisim
1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Tek yargı bildiren cümle, basit tümce
1. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Faizleri üzerine eklenmemiş anaparaya belli bir dönem sonunda verilen faiz
1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Yalın kelime
1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Payı paydasından küçük olan kesir