Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
başını beklemek
Anlamı:

1. gözetlemek

2. hastanın yanında bulunmak


başını belaya sokmak
Anlamı:

1. birini, kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek

Örnek:

1. Ayrıca benim başımı belaya sokmaktan da çekinmiş olabilir.

1. Ayrıca benim başımı belaya sokmaktan da çekinmiş olabilir.


başını bir yere bağlamak
Anlamı:

1. birini bir işe yerleştirmek, işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak


başını bir yere sokmak
Anlamı:

1. barınacak bir yer bulmak

Örnek:

1. Çok şükür, başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.

1. Çok şükür, başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.


başını boş bırakmak
Anlamı:

1. yalnız veya serbest bırakmak


başını çatmak
Anlamı:

1. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , baş ağrısını önlemek için alnın üstünden arkaya doğru eşarp vb. şeyleri çepeçevre sıkıca bağlamak


başını çıkarmak
Anlamı:

1. bitki filizlenmeye başlamak


başını derde sokmak
Anlamı:

1. sıkıntılı bir duruma girmek veya getirilmek


başını dik tutmak
Anlamı:

1. onurunu korumak


başını dinlemek
Anlamı:

1. kafasını dinlemek

Örnek:

1. Robenson, akıllı Robenson'um / Ne imreniyorum sana bilsen / Göstersen adana giden yolu / Başımı dinlemek istiyorum

1. Robenson, akıllı Robenson'um / Ne imreniyorum sana bilsen / Göstersen adana giden yolu / Başımı dinlemek istiyorum


başını döndürmek
Anlamı:

1. mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek

2. kendine hayran bırakmak


başını duman almak
Anlamı:

1. efkârlanmak


başını ezmek
Anlamı:

1. bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek


başını gözünü yarmak
Anlamı:

1. bir işi kötü yapmak, bir işi istenildiği gibi yapmamak

Örnek:

1. Aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşecekler, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı.

1. Aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşecekler, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı.


başını istemek
Anlamı:

1. birinin öldürülmesini istemek


başını kaldırmamak (veya kaldıramamak)
Anlamı:

1. bir işi aralıksız sürdürmek

2. iyileşememek, yataktan çıkamamak


başını kaşımaya (veya kaşıyacak) vakti olmamak
Anlamı:

1. arada en ufak başka bir iş yapamayacak kadar sıkışık durumda bulunmak

Örnek:

1. Büyükbabanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur.

1. Büyükbabanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur.


başını koltuğunun altına almak
Anlamı:

1. ölümü göze alarak bir işe girişmek


başını kurtarmak
Anlamı:

1. canını korumak

2. geçimini sağlayacak bir duruma gelmek


başını nâra yakmak
Anlamı:

1. birini ağır bir zarara uğratmak


başını ortaya koymak
Anlamı:

1. bir işe girişirken ölümü göze almak


başını taştan taşa vurmak
Anlamı:

1. çaresiz kalarak çok pişman olmak


başını toplamak
Anlamı:

1. kadın, saçını toplayıp başına bir çekidüzen vermek


başını uçurmak
Anlamı:

1. kellesini uçurmak


başını vermek
Anlamı:

1. kendini feda etmek