92406 kayıt bulundu.
basımevi, ayrı basım, tıpkıbasım
1. isim , isim , isim , isim , Basımcılık
2. Bası işi, tipografi
1. Kitabın basımına başlandı.
1. Kitabın basımına başlandı.
1. isim , isim , isim , isim , Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam
Lisan : Türkçe baş + Arapça imām
Telaffuz : ba'şimam
1. isim , isim , isim , isim , Basımcının yaptığı iş, basım, basmacılık, matbaacılık, tabaat
1. memnunlukla, seve seve
1. Ben de postu senin eve sererim. A, gel Sedat, başımla beraber.
1. Ben de postu senin eve sererim. A, gel Sedat, başımla beraber.
basın ataşesi, basın bildirisi, basın danışmanı, basın dünyası, basın kartı, basın özeti, basın özgürlüğü, basın toplantısı, basın yasağı, besleme basın, boyalı basın, renkli basın
1. isim , isim , isim , isim , Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat
1. Bütün bildiklerimizden öteye İstanbul basını bize ne öğretebilirdi?
1. Bütün bildiklerimizden öteye İstanbul basını bize ne öğretebilirdi?
2. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü
1. Arkasında birileri var gibi, basından birileri sanırım, sürekli fiştekliyorlar herifi.
1. Arkasında birileri var gibi, basından birileri sanırım, sürekli fiştekliyorlar herifi.
1. isim , isim , isim , isim , Resmî veya özel kurum ve kuruluşlarda, yabancı temsilciliklerde basın ile ilgili konuları düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse
1. `toplum içinde hiç kimse başına buyruk değildir, başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş vardır` anlamında kullanılan bir söz
1. isim , isim , isim , isim , Basın yayın organlarına bilgi vermek amacıyla yetkili kurum veya kişiler tarafından hazırlanmış yazılı açıklama
1. isim , isim , isim , isim , Kişi veya kuruluşların görsel ve yazılı basınla iletişimini sağlayarak her türlü etkinliğini duyuran uzman
1. isim , isim , isim , isim , Görsel ve yazılı basın organları ile burada görevlilerin tümü, medya camiası
1. isim , isim , isim , isim , Basın mensubu olan kişilerin taşıdığı kimlik belgesi
1. Bana, basın kartım vasıtasıyla birinci mevki bir bilet alındı.
1. Bana, basın kartım vasıtasıyla birinci mevki bir bilet alındı.
1. isim , isim , isim , isim , Belli bir tarihte çeşitli gazetelerde yer alan günün önemli haberlerinin bir başka basın kuruluşu tarafından hazırlanan özeti
2. Çeşitli kuruluşların belli bir konuda hazırladıkları rapor veya bilgilerin basına dağıtılmak üzere oluşturulan özeti
1. isim , isim , isim , isim , Görüş ve düşünceleri basın ve yayın yoluyla açıklayabilme ve yayabilme hakkı
1. isim , isim , isim , isim , Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konu üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı
1. isim , isim , isim , isim , Basın yayın organlarının bir konu hakkında yayın yapmasını kısıtlayıp engelleme
1. kötü bir durumla karşı karşıya kalmak
1. Yarın senin de başına bir felaket gelmesinden çok korkuyorum.
1. Yarın senin de başına bir felaket gelmesinden çok korkuyorum.
1. sürekli istemek, ısrar etmek, inat etmek
1. Bir kere tadına varanlar, yine ondan ver, diye başıma balta kesiliyorlar.
1. Bir kere tadına varanlar, yine ondan ver, diye başıma balta kesiliyorlar.
1. kötü bir olay dolayısıyla dert sahibi olmak
1. Şu Yaşar kaçakçılıkla başına bir bela açabilir.
1. Şu Yaşar kaçakçılıkla başına bir bela açabilir.
1. bir sorunla karşılaşmak, kötü bir duruma düşmek
1. Al başına belayı, bir de hasta bakıcılık edeceğiz.
1. Al başına belayı, bir de hasta bakıcılık edeceğiz.