Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
başına bela olmak (veya kesilmek)
Anlamı:

1. sıkıntı vermek, tedirgin etmek, musallat olmak

Örnek:

1. Yazdığın mektuplar, yaptığın itiraflar, anlattığın sırlar cümleten başına bela olur sonradan.

1. Yazdığın mektuplar, yaptığın itiraflar, anlattığın sırlar cümleten başına bela olur sonradan.


başına bir hâl gelmek
Anlamı:

1. kötü bir duruma uğramak

2. ölüm ihtimali olmak


başına buyruk
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Kimseden izin almaksızın dilediği gibi davranan (kimse), failimuhtar


başına buyrukluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başına buyruk olma durumu


başına çalmak
Anlamı:

1. bir şeyi öfkeyle, nefretle geri vermek


Ön Takı : (birinin)

başına çalsın!
Anlamı:

1. birine verilmek istenilen bir şeyin öfke ve nefretle geri çevrildiğini anlatmak için kullanılan bir söz


başına çıkarmak
Anlamı:

1. şımartmak, çok yüz vermek


başına çıkmak
Anlamı:

1. birinden yüz bulup ona karşı pek şımarıkça davranmak

Örnek:

1. Hizmetçi kadınlarla içli dışlı olmamak, onlara mesafeli davranmak gerekirdi, yoksa başınıza çıkarlardı.

1. Hizmetçi kadınlarla içli dışlı olmamak, onlara mesafeli davranmak gerekirdi, yoksa başınıza çıkarlardı.


başına çorap örmek
Anlamı:

1. birine, haberi olmadan kötü duruma düşürücü davranışta bulunmak

Örnek:

1. Ya başına bir çorap ördürürse?

1. Ya başına bir çorap ördürürse?


başına dert açmak
Anlamı:

1. kendini kötü ve zor bir duruma düşürmek

Örnek:

1. Giderayak başımıza yeni bir dert açmayasın!

1. Giderayak başımıza yeni bir dert açmayasın!


başına dert olmak (veya kesilmek)
Anlamı:

1. bir kimse veya olay, sıkıntı vermek

Örnek:

1. Artık açıkça mahallenin başına dert olmaya başlamış.

1. Artık açıkça mahallenin başına dert olmaya başlamış.

2. Nereden buraya gelmiş, âlemin başına dert kesilmişti.

2. Nereden buraya gelmiş, âlemin başına dert kesilmişti.


başına devlet (veya talih) kuşu konmak
Anlamı:

1. beklemediği büyük bir nimeti ele geçirmek


başına dikilmek
Anlamı:

1. birinin yanından uzaklaşmamak, onu denetim altında bulundurmak

2. bir işi yaptırmak için birinin yanında ayakta durmak

3. bir şeyin yanında ve ayakta beklemek

Örnek:

1. Gidip iskelenin başına dikiliyor, gelen yolcuyu buyur etmek için.

1. Gidip iskelenin başına dikiliyor, gelen yolcuyu buyur etmek için.


başına dikmek
Anlamı:

1. birini veya bir şeyi korumak için bir kimseyi görevlendirmek

Örnek:

1. Başıma bir nöbetçi diktikten sonra bırakıp gitti.

1. Başıma bir nöbetçi diktikten sonra bırakıp gitti.

2. bir içeceği kabı yukarı kaldırarak sonuna dek içmek

Örnek:

1. Orada alışmışlar, su yerine lık lık lık bira şişesini dikerlermiş başlarına, içerlermiş.

1. Orada alışmışlar, su yerine lık lık lık bira şişesini dikerlermiş başlarına, içerlermiş.


başına dolamak
Anlamı:

1. musallat etmek


başına dünyanın belasını sarmak
Anlamı:

1. büyük felaket getirmek

Örnek:

1. Sonradan Kayabaşı'nın başına ve bizim başımıza dünyanın belasını saracak kadar zengindik.

1. Sonradan Kayabaşı'nın başına ve bizim başımıza dünyanın belasını saracak kadar zengindik.


başına ekşimek
Anlamı:

1. ağır yük olmak

2. üstüne kalmak


Ön Takı : (birinin)

başına gaile açmak
Anlamı:

1. sıkıntı yaratmak, üzüntü vermek

Örnek:

1. Devletin başına sayısız gaileler açmak yolunda hiçbir fırsatı kaçırmadı.

1. Devletin başına sayısız gaileler açmak yolunda hiçbir fırsatı kaçırmadı.


başına geçirmek
Anlamı:

1. başına giymek

Örnek:

1. Şapkasını başına geçirdi.

1. Şapkasını başına geçirdi.

2. bir şeyi öfke ile birisinin başına vurmak

Örnek:

1. Şimdi tencereyi başına geçiririm!

1. Şimdi tencereyi başına geçiririm!


başına geçmek
Anlamı:

1. en üstün yeri almak, önderlik yapmak

Örnek:

1. Onları bahçeye toplayarak, başlarına geçerek akşama kadar âdeta kudurturdum.

1. Onları bahçeye toplayarak, başlarına geçerek akşama kadar âdeta kudurturdum.


Ön Takı : (birinin)

başına geçmek
Anlamı:

1. görevi altında bulundurmak

2. bir işin yönetimini ele almak

3. bir işi yapmaya başlamak

4. bir şeyin etrafında toplanmak, yer almak

Örnek:

1. Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.

1. Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.


Ön Takı : (bir şeyin)

başına gelen başmakçıdır
Anlamı:

1. `başından bir iş geçmiş olan kimse o işte deneyimli olur, uğradığı zarara bir daha uğramamak için önlem alır` anlamında kullanılan bir söz


başına gelmek
Anlamı:

1. bir görevi üstlenmek, yüklenmek


Ön Takı : (bir yerin veya bir işin)

başına gelmek
Anlamı:

1. beklenmedik, şaşırtıcı bir olay veya durumla karşılaşmak

Örnek:

1. Onu dinledikten sonra olanaklı olduğunca ilişkimizi gizleyerek Mine'nin başına gelenleri anlatıyorum.

1. Onu dinledikten sonra olanaklı olduğunca ilişkimizi gizleyerek Mine'nin başına gelenleri anlatıyorum.


Ön Takı : (birinin)

başına güneş geçmek
Anlamı:

1. güneş çarpmak