Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
başı dinçlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başı dinç olma durumu


başı dönmek
Anlamı:

1. insana, eşyanın dönmesi, ayağının altından yerin çekilmesi vb. bir duygu gelmek

Örnek:

1. Fakat tırabzandan aşağıya sakın bakmayın, başınız döner.

1. Fakat tırabzandan aşağıya sakın bakmayın, başınız döner.

2. sıkıntı yaratan bir durum karşısında bunalmak

3. görkemli bir şey karşısında hayranlık duymak

4. para veya makam sebebiyle şaşırıp şımarmak

Örnek:

1. Cümle kapısının önüne geldiği zaman başının dönmeye başladığını hissetti.

1. Cümle kapısının önüne geldiği zaman başının dönmeye başladığını hissetti.


başı dumanlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Doruğunu sis bürümüş (dağ)

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sarhoş

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Efkârlı


başı göğe ermek (veya değmek)
Anlamı:

1. alay yollu , alay yollu , alay yollu , alay yollu , beklenmeyen bir mutluluğa ermek


başı havada
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Sevinçli (kimse)

2. Kibirli, gururlu (kimse)


başı hoş olmamak
Anlamı:

1. bir şeyden hoşlanmamak

Örnek:

1. Benim içki ile başım hoş olmadı, şampanyadan sonra ha bire yedim durdum.

1. Benim içki ile başım hoş olmadı, şampanyadan sonra ha bire yedim durdum.


başı için
Anlamı:

1. `çocuğumuzun başı için, annenizin başı için` vb. sözlerde değerli bir kişi ortaya konarak kullanılan ant veya yalvarma sözü

Örnek:

1. Aman Ali Bey'in başı için beni ele vermeyin.

1. Aman Ali Bey'in başı için beni ele vermeyin.


başı kabak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş (kimse)

Örnek:

1. Soldan dört ayak üzerinde, yalın ayak, başı kabak bir adam görülür.

1. Soldan dört ayak üzerinde, yalın ayak, başı kabak bir adam görülür.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Başını örtmeden

Örnek:

1. Kurt Hoca başı kabak, yalın ayak, kolları sıvalı, evinin yüksek taraçasında kalaylı ibriğiyle abdestini tazeliyordu.

1. Kurt Hoca başı kabak, yalın ayak, kolları sıvalı, evinin yüksek taraçasında kalaylı ibriğiyle abdestini tazeliyordu.


başı kalabalık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Yanında bir işi konuşamayacak kadar çok insan olan (kimse)


başı kazan gibi olmak
Anlamı:

1. başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak

Örnek:

1. Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum.

1. Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum.


başı nâra yanmak
Anlamı:

1. başkası uğruna büyük bir zarara uğramak


başı önünde
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Uslu, çevrede gözü olmayan (kimse)


başı sağ olsuna gitmek
Anlamı:

1. başsağlığı dilemeye gitmek

Örnek:

1. Bütün kadınlar alay alay başın sağ olsuna gittiler.

1. Bütün kadınlar alay alay başın sağ olsuna gittiler.


başı sıkılmak (veya sıkışmak)
Anlamı:

1. herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak

Örnek:

1. Baba dostu bir adam, başı sıkıldıkça Edip Münir ona koşar.

1. Baba dostu bir adam, başı sıkıldıkça Edip Münir ona koşar.


başı sıkıya gelmek
Anlamı:

1. herhangi bir güçlük karşısında bunalmak, zor durumda kalmak

Örnek:

1. Başımız sıkıya geldi mi hemen onlara koşacağız.

1. Başımız sıkıya geldi mi hemen onlara koşacağız.


başı taşa değmek
Anlamı:

1. kötü bir durum kendisine ders olmak


başı tutmak
Anlamı:

1. gürültüden veya üzüntüden başı ağrımak

Örnek:

1. Poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor, başı tutuyor.

1. Poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor, başı tutuyor.


başı üstünde yeri olmak
Anlamı:

1. her zaman iyi karşılanmak, ağırlanmak

Örnek:

1. İyi, sefa geldiler, hoş geldiler, başımızın üstünde yerleri vardı elbet.

1. İyi, sefa geldiler, hoş geldiler, başımızın üstünde yerleri vardı elbet.

2. bir düşünce veya davranışı uygun bulmak


başı yastığa düşmek
Anlamı:

1. yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak

Örnek:

1. Ve tekrar başı yastığa düştü ve uyudu.

1. Ve tekrar başı yastığa düştü ve uyudu.


başı yastık yüzü görmemek
Anlamı:

1. yatağa yatıp uyumuş olmamak


başı yerde
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Utangaç, mahcup (kimse)

2. Suçlu, kabahatli


başı yerine gelmek
Anlamı:

1. zihin yorgunluğu geçmiş olmak


başı yukarıda
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Kibirli, kendini beğenmiş (kimse)


başı yumuşak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Uysal, söz dinler (kimse)


başı yumuşaklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başı yumuşak olma durumu