Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bakış tarzı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Algılama ve değerlendirme biçimi

Örnek:

1. Fikir adamları, insanların dünyaya bakış tarzlarını değiştirmek suretiyle cemiyete tesir ederler.

1. Fikir adamları, insanların dünyaya bakış tarzlarını değiştirmek suretiyle cemiyete tesir ederler.


bakışabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakışabilmek işi


bakışabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Bakışma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Bakışma becerisi bulunmak


bakışım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu, simetri

2. matematik , matematik , matematik , matematik , Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur, simetri


bakışımlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , matematik , matematik , sıfat , sıfat , matematik , matematik , Bakışımı olan, simetrili, simetrik


bakışımlılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakışımlı olma durumu, simetriklik


bakışımsız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , matematik , matematik , sıfat , sıfat , matematik , matematik , Aralarında bakışım bulunmayan (iki şey) veya iki yanı arasında bakışım olmayan (bir şey), simetrisiz, asimetrik


bakışımsızlık
Anlamı:

1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Bakışımsız olma durumu, simetrisizlik, asimetri


bakışıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakışıvermek işi


bakışıvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Çabucak bakışmak


Telaffuz : bakışı'vermek

bakışlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir biçimde bakışı olan

Örnek:

1. Ak sakallı, hırçın bakışlı sarıklı ihtiyarın karşısında kasketleri ters dönmüş, minder üzerinde oturan on tane delikanlı gördüm.

1. Ak sakallı, hırçın bakışlı sarıklı ihtiyarın karşısında kasketleri ters dönmüş, minder üzerinde oturan on tane delikanlı gördüm.


bakışma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakışmak işi

Örnek:

1. İlk korku, çekingenlik anları geçtikten sonra artsız arasız bakışmaya başladılar.

1. İlk korku, çekingenlik anları geçtikten sonra artsız arasız bakışmaya başladılar.


bakışmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , İki veya daha çok kimse birbirine bakmak

Örnek:

1. Ev halkı birbirlerine bakışıyorlar, söyleyecek söz bulamıyorlar.

1. Ev halkı birbirlerine bakışıyorlar, söyleyecek söz bulamıyorlar.

2. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak

Örnek:

1. Eniştemle mürebbiyenin birbirine nasıl bakıştıklarına hiç dikkat ettin mi?

1. Eniştemle mürebbiyenin birbirine nasıl bakıştıklarına hiç dikkat ettin mi?


bakıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakıvermek işi


bakıvermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak bakmak

Örnek:

1. Şöyle aralıktan içeriye bakıvermiş.

1. Şöyle aralıktan içeriye bakıvermiş.


Telaffuz : bakı'vermek

bakiye
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Artık, artan, kalan, geri kalan şey

Örnek:

1. Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar.

1. Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar.

2. Kalıntı

Örnek:

1. Bunun bir eski ev değil, dünyayı terk etmişlere mahsus bir manastır bakiyesi olduğunu anlardım.

1. Bunun bir eski ev değil, dünyayı terk etmişlere mahsus bir manastır bakiyesi olduğunu anlardım.

3. ekonomi , ekonomi , ekonomi , ekonomi , Alacak ve borçlar arasındaki fark


Lisan : Arapça baḳiyye

bakkal

İlgili Kelimeler:

bakkal çakkal, bakkal defteri, bakkal kâğıdı, bozbakkal

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse

Örnek:

1. Bakkallar, sebzeciler eline bir iki şey tutuştururlardı.

1. Bakkallar, sebzeciler eline bir iki şey tutuştururlardı.

2. Bu maddelerin satıldığı dükkân


Lisan : Arapça baḳḳāl

bakkal çakkal
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakkal için kullanılan küçümseme sözü

Örnek:

1. Nedir o efendim bakkalın çakkalın, kasabın bile tutabildiği kümes gibi dar, bayağı, pis apartmanlar.

1. Nedir o efendim bakkalın çakkalın, kasabın bile tutabildiği kümes gibi dar, bayağı, pis apartmanlar.


bakkal defteri
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Karışık, düzensiz yazılarla dolu defter


bakkal kâğıdı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kalın ve kaba kâğıt


bakkala bırakma!
Anlamı:

1. bir işi `bakalım` diyerek savsaklamak isteyenlere söylenen bir söz


bakkaliye
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Bakkalda satılan ürünler


Lisan : Arapça baḳḳāliyye

Telaffuz : bakka:liye

bakkallık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bakkalın işi


bakla

İlgili Kelimeler:

baklaçiçeği, bakla çiçeği, bakla falı, bakla içi, bakla kırı, acı bakla, akbakla, delice bakla, iç bakla, gâvur baklası, Hint baklası, koyun baklası, kurt baklası, Mısır baklası, sakız baklası, yaban baklası, Yahudi baklası

Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetiştirilen, yeşil kabuklu ve taneli bir bitki (Vicia faba)

Örnek:

1. Evlerinin uğru bakla / Al beni koynunda sakla

1. Evlerinin uğru bakla / Al beni koynunda sakla

2. bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , Bu bitkinin yeşil ürünü veya kuru tanesi

3. Bir zinciri oluşturan halka veya parçalardan her biri


Lisan : Arapça bāḳilā

bakla çiçeği
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Sarımtırak eflatuna çalan beyaz renkte bir bitki