Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
yadırgamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak

Örnek:

1. İçine paldır küldür yuvarlandığı bu curcunayı yadırgadı.

1. İçine paldır küldür yuvarlandığı bu curcunayı yadırgadı.


yadırganış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadırganma işi


yadırganma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadırganmak işi


yadırganmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yadırgama işi yapılmak

Örnek:

1. Bu partiyi kurmak isteyişi ilkin yadırganmıştır.

1. Bu partiyi kurmak isteyişi ilkin yadırganmıştır.


yadırgatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadırgatmak işi

Örnek:

1. Günümüzün yenilik sıtmasına tutulmuş sanatçılarını yadırgatmasını tabii görmek gerekir.

1. Günümüzün yenilik sıtmasına tutulmuş sanatçılarını yadırgatmasını tabii görmek gerekir.


yadırgatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yadırgama işini yaptırmak, yadırgamasına yol açmak

Örnek:

1. Ama bizi, en azından Fahri'yle beni yadırgatan başka şeyler ortaya çıkmaya başladı.

1. Ama bizi, en azından Fahri'yle beni yadırgatan başka şeyler ortaya çıkmaya başladı.


yadırgayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadırgama işi


yadırgı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yabancı

Örnek:

1. Birbirini kovalayan delikanlı dokumacılar, yalınayak çocuklar, bütün bu gürültü, şamata ve kaynaşmayı alışmamış, yadırgı gözlerle seyreden memleket uşakları...

1. Birbirini kovalayan delikanlı dokumacılar, yalınayak çocuklar, bütün bu gürültü, şamata ve kaynaşmayı alışmamış, yadırgı gözlerle seyreden memleket uşakları...


yadsıma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadsımak işi, yokumsama, inkâr

2. mantık , mantık , mantık , mantık , Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme, nefiy


yadsımak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini söylemek, yaptığını saklamak, inkâr etmek

Örnek:

1. Söylediklerini sonradan yadsımış, duyduğu güvensizliği ortaya koymuştur.

1. Söylediklerini sonradan yadsımış, duyduğu güvensizliği ortaya koymuştur.

2. İlgili, bağlı bulunduğu bir şeye yabancı kalmak

Örnek:

1. Değerlerimizden kopmadan, şanlı geçmişimizi yadsımadan bir orta yol aramalıyız.

1. Değerlerimizden kopmadan, şanlı geçmişimizi yadsımadan bir orta yol aramalıyız.

3. Var olan bir şeyi yok saymak, yokumsamak


yadsınma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadsınmak işi

Örnek:

1. Yeniye varmak için eskinin hırpalanmasını, az çok yadsınmasını da anlarım.

1. Yeniye varmak için eskinin hırpalanmasını, az çok yadsınmasını da anlarım.


yadsınmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yadsıma işi yapılmak


yadsıyabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yadsıyabilmek işi


yadsıyabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yadsıma ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Gene de her dilde iyice belirtilebilen bazı kuralların olduğunu kim yadsıyabilir?

1. Gene de her dilde iyice belirtilebilen bazı kuralların olduğunu kim yadsıyabilir?


Yafa portakalı
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Kalın kabuklu, çekirdekli bir portakal türü


yafta
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası

Örnek:

1. Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir.

1. Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kişiye isnat edilen haksız suçlama


Lisan : Farsça yāfte

Telaffuz : ya'fta

yaftalama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yaftalamak işi


yaftalamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yafta asmak

2. Etiketlemek

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Duyurmak, ilan etmek

Örnek:

1. Bir ülke hakkında da bu terimler aşağı bir kategoriyi yaftalamakta idiler.

1. Bir ülke hakkında da bu terimler aşağı bir kategoriyi yaftalamakta idiler.


yaftalanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yaftalanmak işi


yaftalanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yafta asılmak veya yapıştırılmak

2. Tanınmak, nitelenmek, şöhret bulmak

Örnek:

1. Bir garip adam, bir egzotik şair diye yaftalanan Asaf Hâlet Çelebi'yi yakından tanımak fırsatını buldum.

1. Bir garip adam, bir egzotik şair diye yaftalanan Asaf Hâlet Çelebi'yi yakından tanımak fırsatını buldum.


yaftayı yapıştırmak
Anlamı:

1. yanlış biçimde değerlendirip tanıtmak


yağ

İlgili Kelimeler:

yağ aldırma, yağ bezi, yağ çubuğu, yağ doku, yağ ekletme, yağ göstergesi, yağhane, yağ hücresi, yağ kesesi, yağ kutusu, yağ küpü, yağ lambası, yağ mantısı, yağ marulu, yağölçer, yağ şalgamı, yağ taşı, yağ tulumu, yağ uru, yağ yakıt, ağır yağ, bitkisel yağ, ince yağ, kalın yağ, katı yağ, madenî yağ, sadeyağ, sağyağ, sarı yağ, sıvı yağ, alabalık yağı, ayçiçeği yağı, badem yağı, balık yağı, balina yağı, ban yağı, bezir yağı, böbrek yağı, büryan yağı, cila yağı, çiçek yağı, çöz yağı, defne yağı, domuz yağı, don yağı, fındık yağı, gaz yağı, gres yağı, gül yağı, güneş yağı, hacı yağı, haşhaş yağı, Hint yağı, içyağı, iğ yağı, inek yağı, kandil yağı, karanfil yağı, katran yağı, kekik yağı, kenevir yağı, kuyruk yağı, makine yağı, mangal yağı, manuka yağı, mısır yağı, motor yağı, neft yağı, pamuk yağı, reçine yağı, sığla yağı, silindir yağı, soya yağı, susam yağı, taş yağı, tereyağı, Tonya yağı, Trabzon yağı, yağlama yağı, yapak yağı, yer yağı, zaç yağı, zeytinyağı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde

2. Vazelin, mazot gibi yağları andıran ve sanayide kullanılan bir mineral madde

Örnek:

1. Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı.

1. Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı.

3. Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde

4. Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde

Örnek:

1. Gül yağı.

1. Gül yağı.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Abartılı övgü


yağ aldırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yüksek vakum basıncıyla deri altı yağ dokusunun alınması


yağ bağlamak
Anlamı:

1. üzerine yağ birikmek

2. semirmek


yağ bal olsun
Anlamı:

1. `yenen, içilen şeyler helal ve afiyet olsun` anlamında kullanılan bir söz