92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Bir tarım ürününden bol verim alındığı yıl
1. belli bir ölçüye ya ulaşır ya ulaşmaz, herhangi bir ölçüye, miktara yakın, olduğu bile kuşkulu
1. Ünlü Haçik'in oğlu Nubar, kırk yaşlarında var yok, göbekli ve dazlak.
1. Ünlü Haçik'in oğlu Nubar, kırk yaşlarında var yok, göbekli ve dazlak.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Her şeye
1. Üzerine bir sinirlilik hâli geldi. Vara yoğa öfkeleniyor, hiçbir şey ile eğlenemiyor gibiydi.
1. Üzerine bir sinirlilik hâli geldi. Vara yoğa öfkeleniyor, hiçbir şey ile eğlenemiyor gibiydi.
1. isim , isim , isim , isim , Varabilmek işi
1. Vatandaşın bunu bilmesi, aydınlanıp belli bir konuda bir senteze varabilmesi açısından yarar sağlayabilir.
1. Vatandaşın bunu bilmesi, aydınlanıp belli bir konuda bir senteze varabilmesi açısından yarar sağlayabilir.
1. -e , -e , -e , -e , Varma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Evimden çıkar, bir kestirme yoldan beş dakikada evine varabilirdim.
1. Evimden çıkar, bir kestirme yoldan beş dakikada evine varabilirdim.
2. Varmaya gücü yetmek
varagele bombardımanı, varagele botu, varagele halatı, varagele kayığı
1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Belirsizlik
1. Bir varagele içindeyiz. Mekanizmanın ipi ya şu yana ya bu yana ağdıracak ülkeyi.
1. Bir varagele içindeyiz. Mekanizmanın ipi ya şu yana ya bu yana ağdıracak ülkeyi.
Telaffuz : varage'le
1. isim , isim , askerlik , askerlik , isim , isim , askerlik , askerlik , İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çok sık uyguladığı bombardıman yöntemi
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , İki nokta arasında ulaşımı sağlayan bot
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , İki nokta arasında ulaşımı ve haberleşmeyi sağlayan kayık
1. -e , -e , -e , -e , Başlangıcından beri aynı biçimde sürmek, devam etmek
1. Günümüze dek soysuzlaşa soysuzlaşa varagelen bozuk düzen her zaman yoktu.
1. Günümüze dek soysuzlaşa soysuzlaşa varagelen bozuk düzen her zaman yoktu.
Telaffuz : vara'gelmek
varakpare, altın varak, gümüş varak
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Yaprak
2. Yazılı kâğıt, varaka
3. Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak, altın varak, gümüş varak
Lisan : Arapça varaḳ
zabıt varakası
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Varak
1. Vazife esnasında hakaret diye zabıt varakası tutabilirdi.
1. Vazife esnasında hakaret diye zabıt varakası tutabilirdi.
Lisan : Arapça varaḳa
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kâğıt parçası
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Mektup, name
Lisan : Arapça varaḳ + Farsça pāre
1. isim , isim , isim , isim , Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz
1. Varan bir. Varan iki.
1. Varan bir. Varan iki.
vardabandıra
1. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , `Dikkat et, savul, destur` anlamlarında bir seslenme sözü
Lisan : İtalyanca guarda
Telaffuz : va'rda
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Özellikle savaş gemilerinde işaret alıp vermekte usta er
Lisan : İtalyanca guardabandiera
Telaffuz : vardabandı'ra