Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
varılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varılmak işi

Örnek:

1. Bu iki ışık, varılması mümkün olmayan bir uzaklıkta duruyordu.

1. Bu iki ışık, varılması mümkün olmayan bir uzaklıkta duruyordu.


varılmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Herhangi bir yere ulaşılmak

Örnek:

1. Oraya üç saatte varılır.

1. Oraya üç saatte varılır.


varıncaya kadar
Anlamı:

1. ne varsa her şeyi

Örnek:

1. Renkli televizyona varıncaya kadar ne varsa aldı.

1. Renkli televizyona varıncaya kadar ne varsa aldı.


Ön Takı : (herhangi bir şeye)

varis

İlgili Kelimeler:

varis çorabı

Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Toplardamar genişlemesi, ordubozan

Örnek:

1. Varis ağrıları yüzünden on dakikadan fazla ayakta duramıyordu.

1. Varis ağrıları yüzünden on dakikadan fazla ayakta duramıyordu.


Lisan : Fransızca varice

varış

İlgili Kelimeler:

varış çizgisi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varma işi

2. spor , spor , spor , spor , Bir yarışın son bulduğu yer, finiş


vâris
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kalıtçı

Örnek:

1. Ali Bey'in evlat ve vâris edineceğini düşündüğü anlar olmuştur.

1. Ali Bey'in evlat ve vâris edineceğini düşündüğü anlar olmuştur.


Lisan : Arapça vāris̱

Telaffuz : va:ris

varış çizgisi
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Bir yarışın son noktasını belirleyen çizgi


varis çorabı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bacaklarda ilgili bölgeye basınç veya destek uygulamak amacıyla kullanılan özel olarak üretilmiş tıbbi malzeme


varisli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Varis rahatsızlığı olan (kimse)


vârisli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vârisi olan


vârislik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kalıtçılık


varissiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Varisi olmayan

Örnek:

1. Varissiz bacaklar.

1. Varissiz bacaklar.


vârissiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vârisi olmayan

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Vâris olmadan

Örnek:

1. Böyle hayallerle uğraşman doğru değil, ülkemizi vârissiz bırakamayız.

1. Böyle hayallerle uğraşman doğru değil, ülkemizi vârissiz bırakamayız.


varit
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Olabileceği akla gelen

Örnek:

1. Bu, kitap satılmıyor iddiası varit değil.

1. Bu, kitap satılmıyor iddiası varit değil.


Lisan : Arapça vārid

Telaffuz : va:rit

varit olmak
Anlamı:

1. geçerli durumda bulunmak

Örnek:

1. İster birinci ister ikinci ihtimal varit olsun, bunun o kadar önemi yoktur.

1. İster birinci ister ikinci ihtimal varit olsun, bunun o kadar önemi yoktur.


variyet
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Varlık, zenginlik


Telaffuz : va:riyet

variyetli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Zengin


variyetsiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yoksul


variyetsizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Variyetsiz olma durumu


varla yok arası
Anlamı:

1. belli belirsiz

Örnek:

1. Yüzünde varla yok arası bir gülümseme, özlem giderircesine, uzun uzun süzdü dostunu.

1. Yüzünde varla yok arası bir gülümseme, özlem giderircesine, uzun uzun süzdü dostunu.


varlığa darlık olmaz
Anlamı:

1. `zengin olanın gücü her şeye yeter` anlamında kullanılan bir söz


varlık

İlgili Kelimeler:

varlık bilimi, varlık birliği, varlık kartı, varlık nedeni, varlık sebebi, millî varlık, mal varlığı, söz varlığı, kültür varlıkları

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Var olma durumu, mevcudiyet

Örnek:

1. Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır.

1. Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır.

2. Var olan her şey

Örnek:

1. Her varlık bir yaratıktır. Her yaratık da canlı.

1. Her varlık bir yaratıktır. Her yaratık da canlı.

3. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet

4. Önemli, yararlı, değerli şey

Örnek:

1. Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar.

1. Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar.

5. Ömür, hayat

Örnek:

1. Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben

1. Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben

6. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon

7. felsefe , felsefe , felsefe , felsefe , Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey


varlık bilimci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varlık bilimi uzmanı


varlık bilimi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Konu olarak eski Yunan felsefesinden beri ele alınan ve Aristoteles'in ilk felsefe adını verdiği, var olanların özü üzerine araştırma yapan bilim, ontoloji

Örnek:

1. Varlık bilimi, var olanın varlığı ve genel var olma ilkeleri üzerine XVII. yüzyıldan beri kullanılan bir kavramdır.

1. Varlık bilimi, var olanın varlığı ve genel var olma ilkeleri üzerine XVII. yüzyıldan beri kullanılan bir kavramdır.


varlık birliği
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü, vahdetivücut