92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Su yönünden zengin, dayanıklılığı düşük, her tür kaba yemin silo kabı adı verilen kaplarda, havasız ortamda, belli bir süre süt asidi bakterileri mayalanmasına tabi tutulmaları sonucu elde edilen yem
1. isim , isim , isim , isim , Şırnak iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : silo'pi
silsileimeratip, silsilename
1. isim , isim , isim , isim , Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra
1. Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok.
1. Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok.
2. Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası
1. Kökten, silsileden, anadan, babadan, ecdattan asildi.
1. Kökten, silsileden, anadan, babadan, ecdattan asildi.
Lisan : Arapça silsile
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Rütbe sıralaması
Lisan : Arapça silsile + merātib
Telaffuz : silsile'imera:tip
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Bir kimsenin silsilesini gösteren çizelge
Lisan : Arapça silsile + Farsça nāme
Telaffuz : silsilena:me
1. isim , isim , isim , isim , Üzerine genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazınmış veya basılmış olan ve armağan olarak bir kimse veya takıma verilen levha, ergilik
1. Kara Kuvvetleri şildi.
1. Kara Kuvvetleri şildi.
Lisan : İngilizce shield
1. isim , isim , isim , isim , Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek
1. Üçümüz birden sürükleyerek şilteyi de dışarı çıkardık.
1. Üçümüz birden sürükleyerek şilteyi de dışarı çıkardık.
1. isim , isim , isim , isim , Karaltı
1. Bir kadın silüetinin koşarak silindiğini de görür gibi olmuştum.
1. Bir kadın silüetinin koşarak silindiğini de görür gibi olmuştum.
2. Gölge
Lisan : Fransızca silhouette
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Birinci Çağın ikinci dönemi ve bu dönemde oluşan yer katmanları
Lisan : Fransızca silurien
1. isim , isim , isim , isim , Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : si'lvan
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , İşaret
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Gümüş
2. Genellikle işlemelerde kullanılan, gümüş görünüşünde ve parlaklığında olan iplik vb
3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gümüş gibi parlayan
Lisan : Farsça sīm
1. isim , isim , isim , isim , Yüz (II)
1. Beni bu sima altında tanımazsın.
1. Beni bu sima altında tanımazsın.
2. Kimse, insan, tip
1. Eski tanıdığımız simalar bize şimdi, ne kadar uzak görünüyorlar.
1. Eski tanıdığımız simalar bize şimdi, ne kadar uzak görünüyorlar.
Lisan : Farsça sīmā
Telaffuz : si:ma:
1. -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , Kırmak, bozmak
2. Yenmek, mağlup etmek
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kuzey
Lisan : Arapça şimāl
Telaffuz : şima:li
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Kuzeyle ilgili, kuzeye özgü
1. Şimalî Avrupa'dan gelen sürat katarını parçalamak istemişlerdi.
1. Şimalî Avrupa'dan gelen sürat katarını parçalamak istemişlerdi.
Lisan : Arapça şimālī
Telaffuz : şima:li:
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Şımarma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Şımarmış, şımartılmış (kimse)
1. Bizim dayı kızları çok şımarıktır.
1. Bizim dayı kızları çok şımarıktır.
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Şımarmış bir biçimde