Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
çomaksız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Elinde veya üstünde çomak bulunmayan


çomar
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İri köpek, çoban köpeği

2. hakaret yollu , hakaret yollu , hakaret yollu , hakaret yollu , Terbiyesiz, kaba, saldırgan kimse

Örnek:

1. Sen böyle üst perdeden konuşuyorsun çünkü etrafındaki o çomarlara güveniyorsun.

1. Sen böyle üst perdeden konuşuyorsun çünkü etrafındaki o çomarlara güveniyorsun.


çömçe
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Tahta kepçe, çemçe


çömelebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömelebilmek işi


çömelebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çömelme ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Çömelmeye gücü yetmek


çömeliş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömelme işi


çömeliverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömelivermek işi


çömelivermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak veya ansızın çömelmek


Telaffuz : çömeli'vermek

çömelme

İlgili Kelimeler:

Kazak çömelmesi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömelmek işi


çömelmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak

Örnek:

1. O yüzden annem bulaşıklarını kapıya yakın bir yere çömelerek yıkardı.

1. O yüzden annem bulaşıklarını kapıya yakın bir yere çömelerek yıkardı.


çömeltilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömeltilmek işi


çömeltilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çömelmesi sağlanmak


çömeltme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömeltmek işi


çömeltmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çömelme işini yaptırmak


cömert
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör

Örnek:

1. Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever.

1. Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Verimli

Örnek:

1. Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert.

1. Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert.


Lisan : Farsça cevān + merd

cömert davranmak
Anlamı:

1. sakınmadan, esirgemeden bol bol vermek

Örnek:

1. Size ne kadar cömert davranmış olduğunu kendiniz de biliyorsunuz.

1. Size ne kadar cömert davranmış olduğunu kendiniz de biliyorsunuz.


cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler
Anlamı:

1. `başkalarının pohpohlamalarına kananlar mallarından ve canlarından olurlar` anlamında kullanılan bir söz


cömertçe
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Cömert bir biçimde, sakınmadan, bol bol

Örnek:

1. Poker masasında servetini, içki masasında sıhhatini cömertçe tüketmiştir.

1. Poker masasında servetini, içki masasında sıhhatini cömertçe tüketmiştir.


Telaffuz : cöme'rtçe

cömertleşebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cömertleşebilmek işi


cömertleşebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cömertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak


cömertleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cömertleşmek işi


cömertleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cömertçe davranmaya başlamak


cömertlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cömert olma durumu, eli açıklık, ahilik, semahat, mürüvvet


çömez
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci

Örnek:

1. Bu çömez deminden beri nerede idi?

1. Bu çömez deminden beri nerede idi?

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Acemi


çömezlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çömez olma durumu

2. Müderrisin yanında öğrencilik etme

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birinin sözünden çıkmama, davranışlarına uyma durumu

Örnek:

1. Arkadaşının çömezliğini yapıyor.

1. Arkadaşının çömezliğini yapıyor.