92406 kayıt bulundu.
1. zarf , zarf , mecaz , mecaz , zarf , zarf , mecaz , mecaz , Görmeye yardımcı olacak hiçbir araç kullanmaksızın
1. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Çıplak ücret
1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Tamamen saf durumda, içinde hiçbir yabancı madde bulunmayan maden
1. isim , isim , hukuk , hukuk , isim , isim , hukuk , hukuk , Yararlanma hakkı başkasının olan bir mal üzerindeki sahiplik durumu
1. isim , isim , isim , isim , Resim sanatında çıplak insanı konu alan bir resim türü, nü
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Açık tohumlular
1. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Vergiler, yan ödemeler veya primler dışında kalan asli ücret, çıplak maaş
1. isim , isim , isim , isim , İnsanların giysisiz dolaştıkları dinlenme bölgesi
baldırı çıplaklık, bütün çıplaklığıyla
1. isim , isim , isim , isim , Çıplak olma durumu
1. Bugün bir ikinci moda da çıplaklıktır fakat bu bir sözde çıplaklıktır.
1. Bugün bir ikinci moda da çıplaklıktır fakat bu bir sözde çıplaklıktır.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çıplak duruma gelmek
1. Kuşlar her gün biraz daha çıplanan dallarda, tüylerini kabartarak üşümemeye çalışıyorlardı.
1. Kuşlar her gün biraz daha çıplanan dallarda, tüylerini kabartarak üşümemeye çalışıyorlardı.
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Çıpa
Lisan : İtalyanca cipo
Telaffuz : çi'po
1. isim , isim , isim , isim , İnce, yuvarlak kesilerek kızartılmış patates
Lisan : İngilizce chips
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Karagöz balığına benzer, eti beyaz bir Akdeniz balığı, çupra, çupra balığı (Aurata aurata)
1. Yarın İzmir'deyiz! Gelsin buz gibi arslan sütü, meze de çipura, dedi.
1. Yarın İzmir'deyiz! Gelsin buz gibi arslan sütü, meze de çipura, dedi.
Lisan : Rumca
Telaffuz : çipu'ra
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
1. isim , isim , isim , isim , Kaynana zırıltısı
2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , İshal
3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Geveze
4. zarf , zarf , zarf , zarf , Durup dinlenmeden ince ve usandırıcı bir ses çıkararak
1. zarf , zarf , zarf , zarf , `Ne yapacağını şaşırmış bir durumda çok üzüntü ve telaş içinde olmak` anlamındaki çır çır çırpınmak sözünde geçer
1. Başka zaman olsa çır çır çırpınırdım, deli çıkardım, her yanımı ateşler basardı.
1. Başka zaman olsa çır çır çırpınırdım, deli çıkardım, her yanımı ateşler basardı.
çaydaçıra, Marmara çırası
1. isim , isim , isim , isim , Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü
2. Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça
1. Elinde güçlü bir çıra vardı, onu yüksekte tutarak yolculara yol gösteriyordu.
1. Elinde güçlü bir çıra vardı, onu yüksekte tutarak yolculara yol gösteriyordu.
3. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Lamba
Lisan : Farsça çerāġ
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Çerağ
Lisan : Farsça çerāġ
Telaffuz : çıra:ğı
1. isim , isim , isim , isim , Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse
2. Dükkânda ayak işlerine bakan kimse
1. Ekseriya bahçıvan, uşak, bakkal çırağı ile karşılaşırdım.
1. Ekseriya bahçıvan, uşak, bakkal çırağı ile karşılaşırdım.
3. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse
Lisan : Farsça çerāġ