92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Taşkırangillerden bir çalı (Ribes grossularia)
2. Bu çalının mayhoş, nohut büyüklüğünde, ak veya kara yemişi
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs (Echinocactus)
1. isim , isim , isim , isim , Bektaşi tarikatı
2. Bu tarikata mensup olma durumu
Özel: Evet
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , İşaret
bel ağrısı, bel bağı, bel evladı, bel fıtığı, belgevşekliği, bel kemeri, belkemiği, bel kemiği, bel kündesi, belsoğukluğu, beli bükük, yarı bel, yol bel, etek belde, elibelinde, eteği belinde, kantarı belinde
1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm
1. Kolum, boynundan beline doğru kayıyor.
1. Kolum, boynundan beline doğru kayıyor.
2. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi
1. Bel ağrısı.
1. Bel ağrısı.
3. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası
4. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer
1. Çıksam yüksek bellere gün eylesem / Acep nazlı yâr duyar mı ola?
1. Çıksam yüksek bellere gün eylesem / Acep nazlı yâr duyar mı ola?
5. Geminin orta bölümü
6. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm
1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Ses şiddetiyle ilgili birim
Telaffuz : Graham Bell özel adından
çatal bel
1. isim , isim , isim , isim , Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı
Lisan : Farsça bel
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Bel kemeri
1. birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek
1. Ne var ki böyle araçlara biz pek bel bağlayamayız.
1. Ne var ki böyle araçlara biz pek bel bağlayamayız.
1. zarf , zarf , halk ağzında , halk ağzında , zarf , zarf , halk ağzında , halk ağzında , `Aptalca, anlamsızca, donuk bir biçimde bakmak` anlamlarındaki bel bel bakmak deyiminde geçen bir söz, mel mel
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Bir kimsenin öz çocuğu
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Bel omurlarının arasında oluşan fıtık
1. isim , isim , isim , isim , Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan, deri, kumaş veya metalden yapılan özel bağ, bel bağı
1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Omurganın beli oluşturan bölümü, oma, amudufıkari
1. Suriye'de bel kemiğine bir kurşun dokunmuştu.
1. Suriye'de bel kemiğine bir kurşun dokunmuştu.
1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Güreşte ellerin arkadan gelip hasmın göbeği üzerinde kilitlenmesiyle kündeleme
1. duvar gibi dik şeyler dışarıya veya tavan gibi yatay şeyler aşağıya doğru kamburlaşmak
1. İsli tavan bel vermiş, duvarları içeri kamburlaşmıştı.
1. İsli tavan bel vermiş, duvarları içeri kamburlaşmıştı.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , herhangi bir konuda destek olmak
defibela, güç bela, püsküllü bela, tatlı bela, yedi bela, zor bela, ar belası, baş belası, gönül belası, namus belası, hatır belasına
1. isim , isim , isim , isim , İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum
1. Kumar, toplum için büyük bir beladır.
1. Kumar, toplum için büyük bir beladır.
2. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse
1. Hayatta dipdiri yanmak belasından da kurtulmuştum.
1. Hayatta dipdiri yanmak belasından da kurtulmuştum.
3. Hak edilen ceza
1. Allah belasını verdi.
1. Allah belasını verdi.
Lisan : Arapça belā
Telaffuz : bela:, l ince okunur
1. kavga çıkarmak için fırsat kollamak
1. Geceleyin belanı arama, haydi nereden geldinse bas git oraya.
1. Geceleyin belanı arama, haydi nereden geldinse bas git oraya.