92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Orta
2. isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , Ortam
Lisan : Arapça vasaṭ
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Ortalama
1. Tıp kongresi, yaşlılık ve vasati insan ömrü üzerine eğilmiş.
1. Tıp kongresi, yaşlılık ve vasati insan ömrü üzerine eğilmiş.
Lisan : Arapça vasaṭī
Telaffuz : vasati:
1. isim , isim , isim , isim , Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse
1. Garson, para kıymeti bilmediğim için bana karşı bir vasi tavrı takınıyor.
1. Garson, para kıymeti bilmediğim için bana karşı bir vasi tavrı takınıyor.
2. Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse
Lisan : Arapça vaṣī
Telaffuz : vasi:
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Geniş
2. Engin
Lisan : Arapça vāsiʿ
Telaffuz : va:si:
1. isim , isim , isim , isim , Nitelik
1. Demek ki güzele olan eğilim insanın özgül bir vasfı değil.
1. Demek ki güzele olan eğilim insanın özgül bir vasfı değil.
Lisan : Arapça vaṣf
1. -i , -i , -i , -i , Nitelendirmek
1. Bu sözlerimizden dolayı bizi ukalalık veya hocalık taslamakla vasıflandıracaklar, olacaktır.
1. Bu sözlerimizden dolayı bizi ukalalık veya hocalık taslamakla vasıflandıracaklar, olacaktır.
vasıfsız işçi
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Niteliği olmayan, niteliksiz
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ulaşan, varan
Lisan : Arapça vāṣil
Telaffuz : va:sıl
1. ulaşmak, varmak
1. Beşikörtüsü tarzında uzayan bir kubbe altında yürüyerek kalın ve yüksek duvarlar arasına sıkışmış bir iç avluya vasıl olduk.
1. Beşikörtüsü tarzında uzayan bir kubbe altında yürüyerek kalın ve yüksek duvarlar arasına sıkışmış bir iç avluya vasıl olduk.
1. isim , isim , isim , isim , Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm
1. Başucundaki vasistası açar, kapıyı da aralık bırakırdı cereyan yapsın diye.
1. Başucundaki vasistası açar, kapıyı da aralık bırakırdı cereyan yapsın diye.
Lisan : Fransızca vasistas
Telaffuz : va'sistas
vasıta hâli, ağır vasıta, nakil vasıtası
1. isim , isim , isim , isim , Araç
1. Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür.
1. Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür.
2. Aracı
1. Geçim bakımından da aynı yolu tutanlar vardır; memur kayırmak, mümkünse vasıta olmak suretiyle!
1. Geçim bakımından da aynı yolu tutanlar vardır; memur kayırmak, mümkünse vasıta olmak suretiyle!
3. Aracılık
4. Taşıt
Lisan : Arapça vāsiṭa
Telaffuz : va:sıta
1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Adın belirttiği nesnenin vasıta olarak kullanıldığını, fiile vasıta olduğunu belirtmek için kullanılan hâl, enstrümantal
1. Hilmi Ağa, teknesiyle yorgana vurdu bir tarafa fırlattı.
1. Hilmi Ağa, teknesiyle yorgana vurdu bir tarafa fırlattı.