92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Kötümser, optimist karşıtı
Lisan : Fransızca pessimiste
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Kötümserlik
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Kötümserlik
Lisan : Fransızca pessimisme
peşin cevap, peşin fikir, peşin hüküm, peşin pazarlık, peşin peşin, peşin piyasa, peşin satış, peşin yargı
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı
1. Aldığı şeyin parasını peşin olarak ödeyen bir insanın hâlinde bir gurur vardır.
1. Aldığı şeyin parasını peşin olarak ödeyen bir insanın hâlinde bir gurur vardır.
2. Çalışmadan verilen (ücret, aylık)
1. O, peşin parayla çalışıyor.
1. O, peşin parayla çalışıyor.
3. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot
4. zarf , zarf , zarf , zarf , Daha önce, önceden
Lisan : Farsça pīşīn
1. isim , isim , isim , isim , Ön yargı
1. Mühim diyoruz ama bu kendi kendimize verdiğimiz bir peşin hükümden başka bir şey değildir.
1. Mühim diyoruz ama bu kendi kendimize verdiğimiz bir peşin hükümden başka bir şey değildir.
1. isim , isim , isim , isim , Sonradan olacağı hatıra gelen şeyler üzerinde önceden konuşup anlaşma
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Önceden benimsenmiş olarak
1. Doğruluğu peşin peşin kabul edilmiş bir hükme sudan sebepler aradılar.
1. Doğruluğu peşin peşin kabul edilmiş bir hükme sudan sebepler aradılar.
1. isim , isim , ticaret , ticaret , isim , isim , ticaret , ticaret , Peşin satışa bağlı alışveriş düzeni
1. isim , isim , ticaret , ticaret , isim , isim , ticaret , ticaret , Bedeli peşin alınarak yapılan satış
1. isim , isim , isim , isim , Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para
1. Peşinat ne kadar?
1. Peşinat ne kadar?
Lisan : Farsça pīşīn + Arapça -āt
Telaffuz : peşi:na:tı
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Peşin para vermeden veya almadan
1. Peşinatsız taksitle satış.
1. Peşinatsız taksitle satış.
1. bir kimseyi izlemek
2. düşünce ve görüşlerini benimsemek
Ön Takı : (birinin)
1. elde etmek için uğraşmak
1. Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum.
1. Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum.
1. bir amaçla birisini izlemek
1. Tarlayı satın almak için peşinde dolaşıyor.
1. Tarlayı satın almak için peşinde dolaşıyor.
Ön Takı : (birinin)
1. birini veya bir şeyi çok istemek
1. O şimdi koltuk peşinde.
1. O şimdi koltuk peşinde.
1. birinin veya birçoklarının arkasından gelmesini sağlamak
1. Değişen, baş döndürücü bir hızla değişen değişiş iki ayakları topal olanları bile sürükler peşinden.
1. Değişen, baş döndürücü bir hızla değişen değişiş iki ayakları topal olanları bile sürükler peşinden.
1. birinin arkasından yürümek, gitmek
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , bir kimseye her konuda uymak
1. arkasından gitmek, izlemek
1. Kaçarsa peşine düşerek ona korkulu dakikalar geçirtiyordu.
1. Kaçarsa peşine düşerek ona korkulu dakikalar geçirtiyordu.
2. bir isteğin gerçekleşmesini sağlamaya çalışmak
1. Her biri bir yere ekmek parası peşine gittiler, kendi başlarını da kurtardılar.
1. Her biri bir yere ekmek parası peşine gittiler, kendi başlarını da kurtardılar.
1. ardından gitmek
1. Her şeyi feda ederek onun peşine takılmış.
1. Her şeyi feda ederek onun peşine takılmış.
1. yanında götürmek
1. Valinin yerini öğrendiği gibi savuştu Bayram, İlyas'ı peşine takıp.
1. Valinin yerini öğrendiği gibi savuştu Bayram, İlyas'ı peşine takıp.