Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
pekiştirebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekiştirebilmek işi


pekiştirebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Pekiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Her şeyden önce bu sonuçlar kendi ulusal yeteneklerimize, yaratıcılığımıza güvenimizi pekiştirebilecektir.

1. Her şeyden önce bu sonuçlar kendi ulusal yeteneklerimize, yaratıcılığımıza güvenimizi pekiştirebilecektir.


pekiştirme

İlgili Kelimeler:

pekiştirme ünlüsü

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekiştirmek işi


pekiştirme ünlüsü
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Pekiştirmeli kelimelerde kavramı güçlendirmek için türeyen ünlü: Yap-a-yalnız, çep-e-çevre, güp-e-gündüz gibi


pekiştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Sertleşmek, katılaştırmak

2. Sağlamlaştırmak, tahkim etmek

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Güçlendirmek


pekiştirmeli

İlgili Kelimeler:

pekiştirmeli özne, pekiştirmeli sıfat, pekiştirmeli zarf

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Pekiştirilmiş olan


pekiştirmeli özne
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , `Kendi` dönüşlü zamiriyle kuvvetlendirilmiş özne

Örnek:

1. Ben kendim gördüm. Siz kendiniz verdiniz.

1. Ben kendim gördüm. Siz kendiniz verdiniz.


pekiştirmeli sıfat
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Türkçede çoğu kez sıfatın, bazen de adın ilk hecesindeki ünlünün, baştaki ünsüzle birlikte, -p, -m-, -r-, -s- ünsüzlerinden biriyle veya ünlü ile başlayan bir adın veya sıfatın yalnız -p- ünsüzüyle kapatılmasıyla ortaya çıkan hecenin, aynı sıfatın veya adın başına eklenmesiyle kurulan kelime

Örnek:

1. kıpkırmızı (kıp kırmızı), mosmor (mos-mor), tertemiz (ter-temiz), yemyeşil (yem-yeşil).

1. kıpkırmızı (kıp kırmızı), mosmor (mos-mor), tertemiz (ter-temiz), yemyeşil (yem-yeşil).


pekiştirmeli zarf
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Pekiştirmeli kelime biçiminde kurulmuş zarf

Örnek:

1. Apansız karşılaştık.

1. Apansız karşılaştık.


pekitme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekitmek işi, tekit


pekitmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Güç vermek, güçlendirmek, tekit etmek

2. Daha önce istenip de yerine getirilmemiş bir iş için yeniden resmî bir yazı yazmak, tekit etmek


pekiyi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan en yüksek başarı derecesi

Örnek:

1. Sınıfımı pekiyi ile geçtim.

1. Sınıfımı pekiyi ile geçtim.


pekleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekleşmek işi


pekleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Sertleşmek, katılaşmak

2. Kabız olmak

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Güçlenmek, sağlamlaşmak

Örnek:

1. Hatta Hüsmen, bir gece rüyasında eşeğin palanını yeşil bir kadifeyle kaplı görmüş, inancı pekleşmişti.

1. Hatta Hüsmen, bir gece rüyasında eşeğin palanını yeşil bir kadifeyle kaplı görmüş, inancı pekleşmişti.


pekleştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekleştirmek işi


pekleştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Pekleşmesine yol açmak, pekleşme işini yaptırmak

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Güçlenmesini sağlamak

Örnek:

1. Onun gibi şöhretini pekleştirdi.

1. Onun gibi şöhretini pekleştirdi.


peklik

İlgili Kelimeler:

gözü peklik, sırtı peklik, yüreği peklik, yüzü peklik

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pek olma durumu

2. Kabız

3. Sağlamlık, dayanıklılık, direnç


peklik çekmek
Anlamı:

1. sürekli olarak güçlükle büyük abdest bozmak


pekmez

İlgili Kelimeler:

pekmez helvası, pekmezkefi, pekmezköpüğü, pekmez köpüğü, pekmez toprağı, dut pekmezi, üzüm pekmezi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi


pekmez gibi malın olsun, Antakya'dan sinek gelir
Anlamı:

1. `malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar` anlamında kullanılan bir söz


pekmez helvası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Eritilen tereyağında unun hafifçe kavrulmasından sonra pekmezle karıştırılmasıyla yapılan ve cevizle birlikte sunulan bir tatlı türü


pekmez kaynatmak
Anlamı:

1. pekmez yapmak

Örnek:

1. Karısı ile kaynatası çoktan kalkmışlar, bahçede pekmez kaynatıyorlar.

1. Karısı ile kaynatası çoktan kalkmışlar, bahçede pekmez kaynatıyorlar.


pekmez köpüğü
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekmez kaynatılırken kazanın üzerinde oluşan tatlı köpük


pekmez toprağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn


pekmezci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekmez yapan veya satan kimse