92406 kayıt bulundu.
1. değerini bilmek, yararlanmak
1. Onun kadrini iyi bilenler de var.
1. Onun kadrini iyi bilenler de var.
torba kadro, kelime kadrosu, oyuncu kadrosu, yazı kadrosu
1. isim , isim , isim , isim , Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi
1. Bir disiplin kadrosu içinde anonim kalmak Türk gençlerinin hoşuna gitmez.
1. Bir disiplin kadrosu içinde anonim kalmak Türk gençlerinin hoşuna gitmez.
2. Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge
3. Bu çizelgedeki yer
1. Sekizinci topçu alayı kadrosunun büyük kısmı alaylı idi.
1. Sekizinci topçu alayı kadrosunun büyük kısmı alaylı idi.
4. Bisiklet ve motosiklette iskeleti oluşturan metal bölüm
5. Bir işte görev alan kişi veya kişiler, ekip
Lisan : İtalyanca quadro
Telaffuz : ka'dro
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kendi düşüncesine yakın düşüncede olan insanları kadrosunda toplayan
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kadrolara, aynı görüşü paylaşan insanları toplamak, yerleştirmek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir kuruluşta kadrosu olan, kadroya girmiş olan
1. Kadrolu eleman.
1. Kadrolu eleman.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kadrosu olmayan
1. Kadrosuz eleman.
1. Kadrosuz eleman.
2. Kadrosuz işçiler.
2. Kadrosuz işçiler.
1. sıfat , sıfat , hukuk , hukuk , sıfat , sıfat , hukuk , hukuk , Değerini, önemini yitirmiş, geçerliliği kalmamış, eskimiş
Lisan : Fransızca caduc
1. değerini yitirmek
2. yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarıları değerini yitirmek, görüşme dışı kalmak
kafa çıkışı, kafa dengi, kafa sesi, kafa işçisi, kafa kâğıdı, kafa koçanı, kafakol, kafatası, kafası boş, kafası bulutlu, kafası çatlak, kafası dumanlı, kafası iyi, kafası kıyak, kafası kontak, kafası küflü, kafası örümcekli, kafası tembel, kalın kafa, kurukafa, kuru kafa, taş kafa
1. isim , isim , isim , isim , İnsan başı, ser
2. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü
3. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu
4. Mekanik bir bütünün parçası
1. Distribütör kafası.
1. Distribütör kafası.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek
1. Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş.
1. Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş.
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet
1. Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı.
1. Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı.
Lisan : Arapça ḳafā
1. tasa veya zihni yoran sorunlardan kendini uzaklaştırmak
1. Kırmak da istemiyorum zavallı garibancığı, ama ben de buraya kafamı dinlendirmeye geldim.
1. Kırmak da istemiyorum zavallı garibancığı, ama ben de buraya kafamı dinlendirmeye geldim.
1. gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek
1. Kafamızı şişirmeyi sürdürecekti ki, cep telefonum çalmaya başladı.
1. Kafamızı şişirmeyi sürdürecekti ki, cep telefonum çalmaya başladı.
1. argo , argo , argo , argo , çok laf edip tedirgin etmek
1. Evi satacağım ama içinde kiracı varken müşteri bulamıyorum diye kafamızı ütülemeye başladı.
1. Evi satacağım ama içinde kiracı varken müşteri bulamıyorum diye kafamızı ütülemeye başladı.
1. zihni yoran sorunlardan uzak kalmak
2. sessiz, sakin kalmak
1. Bir dakika kafamı dinleyip başka şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğum zaman...
1. Bir dakika kafamı dinleyip başka şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğum zaman...
1. argo , argo , argo , argo , içki içmek
1. Benimle kafa çekmenin onlar için pek keyifli olduğunu sanmıyorum.
1. Benimle kafa çekmenin onlar için pek keyifli olduğunu sanmıyorum.
2. Ona birisi kafayı çekmekte olduğunu söyleseydi kılı bile kıpırdamazdı.
2. Ona birisi kafayı çekmekte olduğunu söyleseydi kılı bile kıpırdamazdı.
1. kavga sırasında karşıdakinin yüzüne, sert ve şiddetli bir biçimde kafayla vurmak