Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
alüminli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Alümin içeren


alüminyum

İlgili Kelimeler:

alüminyum taşı

Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al)

Örnek:

1. Alüminyum, mutfak kapları yapımında çok kullanılırdı.

1. Alüminyum, mutfak kapları yapımında çok kullanılırdı.

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu elementten yapılmış

Örnek:

1. Biraz sonra bir besleme kız kocaman bir alüminyum ibriği getirdi.

1. Biraz sonra bir besleme kız kocaman bir alüminyum ibriği getirdi.


Lisan : Fransızca aluminium

Telaffuz : alümi'nyum

alüminyum taşı
Anlamı:

1. isim , isim , mineraloji , mineraloji , isim , isim , mineraloji , mineraloji , Korindon


alüvyon
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ


Lisan : Fransızca alluvion

alveol
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım

2. biyoloji , biyoloji , biyoloji , biyoloji , Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu


Lisan : Fransızca alvéole

Telaffuz : l'ler ince okunur

alyan

İlgili Kelimeler:

alyan anahtarı

Anlamı:

1. isim , isim , teknik , teknik , isim , isim , teknik , teknik , Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet


Lisan : İngilizce allen

Telaffuz : l ince okunur

alyan anahtarı
Anlamı:

1. isim , isim , teknik , teknik , isim , isim , teknik , teknik , Alyan


alyans
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Nişan yüzüğü


Lisan : Fransızca alliance

Telaffuz : l ince okunur

alyon
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , argo , argo , sıfat , sıfat , argo , argo , Çok zengin (kimse)


Lisan : Fransızca Antoine Alleon'un adından

alyon kesilmek
Anlamı:

1. zenginlik taslamak

Örnek:

1. İki Dulun Kocası adlı bir taklitli güldürü oynanmış ve Nerval'in gözünde büyümüş büyümüş, alyon kesilmiştir.

1. İki Dulun Kocası adlı bir taklitli güldürü oynanmış ve Nerval'in gözünde büyümüş büyümüş, alyon kesilmiştir.


alyuvar
Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit

Örnek:

1. Kanın her milimetreküpünde beş milyon kadar alyuvar bulunur.

1. Kanın her milimetreküpünde beş milyon kadar alyuvar bulunur.


Telaffuz : a'lyuvar

alzaymır
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İlerleyen yaşta ortaya çıkan, hatırlamada güçlük, bazı yetilerde bozulma ile ilişkilendirilen hastalık


Lisan : İngilizce alzheimer

am
Anlamı:

1. isim , isim , kaba konuşmada , kaba konuşmada , isim , isim , kaba konuşmada , kaba konuşmada , Dişilik organı


Am
Anlamı:

1. kimya , kimya , kimya , kimya , Amerikyum elementinin simgesi


ama
Anlamı:

1. bağlaç , bağlaç , bağlaç , bağlaç , Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin

Örnek:

1. Para kazanmayı hiç sevmiyordu ama hesapsız harcamaya bayılıyordu.

1. Para kazanmayı hiç sevmiyordu ama hesapsız harcamaya bayılıyordu.

2. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz

Örnek:

1. Fala inanmam ama fırsat bulursam baktırmadan da yapamam.

1. Fala inanmam ama fırsat bulursam baktırmadan da yapamam.

3. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz

Örnek:

1. Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım.

1. Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım.

4. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz

Örnek:

1. Güzel ama güzel bir söz söyledi.

1. Güzel ama güzel bir söz söyledi.

5. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz

Örnek:

1. Gerçi vekillerden bazıları yerli yerinde duruyordu ama!

1. Gerçi vekillerden bazıları yerli yerinde duruyordu ama!


Lisan : Arapça ammā

Telaffuz : a'ma

âmâ
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Görme engelli


Lisan : Arapça aʿmā

Telaffuz : a:ma:

ama ne
Anlamı:

1. `ne hoş` anlamında kullanılan bir söz

Örnek:

1. Ama ne manzara! Ama ne film!

1. Ama ne manzara! Ama ne film!

2. `şaşılacak niteliği olan` anlamında kullanılan bir söz

Örnek:

1. Ama ne kılık!

1. Ama ne kılık!


amabile
Anlamı:

1. zarf , zarf , müzik , müzik , zarf , zarf , müzik , müzik , Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak)


Lisan : İtalyanca amabile

Telaffuz : ama'bile

amaç

İlgili Kelimeler:

amaç dışı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ulaşmak istenilen sonuç, maksat, meram

Örnek:

1. Evet ama öteki kızı bu iş için kaçırdılarsa amaçlarına ulaştılar.

1. Evet ama öteki kızı bu iş için kaçırdılarsa amaçlarına ulaştılar.

2. Gaye

Örnek:

1. Her milletten, her tabakadan, huyları, dinleri, dilleri farklı fakat amaçları aynı olan insanların bulunduğu bir yerdi burası.

1. Her milletten, her tabakadan, huyları, dinleri, dilleri farklı fakat amaçları aynı olan insanların bulunduğu bir yerdi burası.

3. Hedef

Örnek:

1. Amaç, şüphe götürmeyecek ilk kesin bilgiye varmaktı.

1. Amaç, şüphe götürmeyecek ilk kesin bilgiye varmaktı.

4. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon


amaç dışı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ulaşmak istenilen sonuç dışında olan


amaç edinmek
Anlamı:

1. kendine bir şeyi amaç olarak kabul etmek


amaç gütmek
Anlamı:

1. bir amacı gerçekleştirmeye çalışmak

Örnek:

1. Dernekler, 13'üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi siyasi amaç güdemezler.

1. Dernekler, 13'üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi siyasi amaç güdemezler.


amaçlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Amaçlamak işi, istihdaf


amaçlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek

Örnek:

1. Yüzlerce ilaç, onlarca yöntem hep bunu amaçlamıştı.

1. Yüzlerce ilaç, onlarca yöntem hep bunu amaçlamıştı.


amaçlanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Amaçlanmak işi