92406 kayıt bulundu.
1. çok bilgili olmak
2. alay yollu , alay yollu , alay yollu , alay yollu , çokbilmiş görünmek
1. isim , isim , isim , isim , bilgisiz olduğu hâlde her şeyi bilir görünmek
1. çok süslenmek
1. Allanıp pullanıp ne gezersin!
1. Allanıp pullanıp ne gezersin!
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Al duruma gelmek
1. Yanakları allaşmış, yusyuvarlak, tostoparlak bir adam olmuş.
1. Yanakları allaşmış, yusyuvarlak, tostoparlak bir adam olmuş.
1. zarf , zarf , müzik , müzik , zarf , zarf , müzik , müzik , Allegrodan biraz daha ağır bir biçimde (çalınarak)
Telaffuz : allegre'tto
1. zarf , zarf , müzik , müzik , zarf , zarf , müzik , müzik , Canlı, neşeli ve hızlı bir biçimde (çalınarak)
Telaffuz : alle'gro
1. isim , isim , isim , isim , `Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak` anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer
1. Nitekim allem ettiler, kallem ettiler, beni buradan mahrum etmek için her şeyi yaptılar.
1. Nitekim allem ettiler, kallem ettiler, beni buradan mahrum etmek için her şeyi yaptılar.
allı pullu
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Üzerinde al renk bulunan
1. Allı turnam ne gezersin havada
1. Allı turnam ne gezersin havada
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Göz alıcı renkler ve şeylerle süslenmiş
1. isim , isim , isim , isim , Al olma durumu
1. Yanaklarının allığından kinaye, ona alyanak lakabını takmışlar.
1. Yanaklarının allığından kinaye, ona alyanak lakabını takmışlar.
2. Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya
açığa alma, kültüre alma, satın alma, koku alma duyusu, tat alma duyusu, tat alma organı
1. isim , isim , isim , isim , Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız
2. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer
1. `kimseye eziyet edip ahını alma, sonra yaptığın kötülüklerin cezasını ömür boyu çekersin` anlamında kullanılan bir söz
1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör
1. `insan yaptığı herhangi bir şey için mutlaka karşılık bekler` anlamında kullanılan bir söz
1. `almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme` anlamında kullanılan bir söz
pürüzalır, esir almaca, soluk almadan, açığa almak, satın almak, akılalmaz, çakaralmaz
1. -i , -i , -i , -i , Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
1. Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.
1. Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.
2. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Satın almak
3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ele geçirmek, fethetmek
1. Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş.
1. Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş.
4. -i , -i , -den , -den , -i , -i , -den , -den , Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak
1. Çocuğu okuldan aldı.
1. Çocuğu okuldan aldı.
5. Birlikte götürmek
6. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İçine sığmak
1. Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır.
1. Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır.
7. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Kabul etmek
8. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kendine ulaştırılmak, iletilmek
1. Mektup almak. Haber almak.
1. Mektup almak. Haber almak.
9. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İçeri sızmak, içine çekmek
1. Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış.
1. Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış.
10. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Erkek, kadınla evlenmek
1. O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü.
1. O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü.
11. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Sürükleyip götürmek
1. Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı.
1. Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı.
12. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kazanmak, elde etmek
13. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak
1. Soğuk almak. Ceza almak.
1. Soğuk almak. Ceza almak.
14. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Bürümek, sarmak, kaplamak
1. Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi.
1. Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi.
15. -den , -den , -den , -den , Kısaltmak, eksiltmek
1. Ceketin boyundan almak.
1. Ceketin boyundan almak.
16. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yolmak, koparmak
1. Kaş almak.
1. Kaş almak.
17. Temizlemek
1. Karyolanın altını süpürge ile al.
1. Karyolanın altını süpürge ile al.
18. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , İçeri girmesini sağlamak
1. Sevdiği delikanlıyı gece evine almış.
1. Sevdiği delikanlıyı gece evine almış.
19. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Tat veya koku duymak
1. Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır.
1. Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır.
20. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Örtmek, koymak
1. Paltosunu sırtına aldı.
1. Paltosunu sırtına aldı.
21. -i , -i , -de , -de , -i , -i , -de , -de , Yol gitmek, mesafe katetmek
1. O yolu bir saatte alırsınız.
1. O yolu bir saatte alırsınız.
22. -i , -i , -den , -den , -i , -i , -den , -den , Çalmak
1. Cebimden saatimi almışlar.
1. Cebimden saatimi almışlar.
23. Soldurmak
1. Güneş perdelerin rengini aldı.
1. Güneş perdelerin rengini aldı.
24. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak
1. Dalağını aldılar.
1. Dalağını aldılar.
25. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek
1. Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı.
1. Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı.
26. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Göreve, işe başlatmak
1. Yeni bir kapıcı aldı.
1. Yeni bir kapıcı aldı.
27. -den , -den , -den , -den , Görevden, işten çekmek
28. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Başlamak
1. Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur
1. Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur
29. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İçecek veya sigara içmek
1. Tadına bakmak için bir yudum aldım.
1. Tadına bakmak için bir yudum aldım.
30. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yutmak, kullanmak
1. İlaç almak.
1. İlaç almak.
31. nesnesiz , nesnesiz , -den , -den , nesnesiz , nesnesiz , -den , -den , Kazanç sağlamak
1. Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar.
1. Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar.
32. Gidermek, yok etmek
1. İçine biraz su koy, tuzunu alır.
1. İçine biraz su koy, tuzunu alır.
33. Yer değiştirmek
Alman gümüşü, Alman papatyası, Almansever, Alman usulü
1. isim , isim , isim , isim , Cermen soyundan olan halk
2. Bu halktan olan kimse
Özel: Evet
Lisan : Fransızca allemand
1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andırır bir alaşım, yeni gümüş, mayşor, alpaka (II)
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Orta Avrupa'da yetişen bir tür papatya (Anthemis nobilis)
1. isim , isim , isim , isim , Toplu olarak gidilen bir yerde herkesin kendi masrafını kendi ödemesi veya masrafa herkesin eşit olarak katılması yöntemi