yapış yapış
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak
1. Zarfın iyice yapışıp yapışmadığına o kadar dikkat etti ki...
1. Zarfın iyice yapışıp yapışmadığına o kadar dikkat etti ki...
2. -e , -e , -e , -e , İyice yaklaşmak, sokulup değmek
1. Geri geri giderek duvara yapıştı.
1. Geri geri giderek duvara yapıştı.
3. -e , -e , -e , -e , Aralık bırakmayacak biçimde üzerine dokunmak
1. Islanan tül gömleği pembe vücuduna yapıştı.
1. Islanan tül gömleği pembe vücuduna yapıştı.
4. -e , -e , -e , -e , Bir iş yapmak amacıyla, hevesle bir şeyi eline almak
1. Dişlerine oltayı almış, tekrar küreklere yapışmıştı.
1. Dişlerine oltayı almış, tekrar küreklere yapışmıştı.
5. -e , -e , -e , -e , Sıkıca yakalamak, tutmak, sarılmak
1. Niçin yalan söylüyor, bu zavallıya iftira ediyorsun diye kulağıma yapıştı.
1. Niçin yalan söylüyor, bu zavallıya iftira ediyorsun diye kulağıma yapıştı.
6. spor , spor , spor , spor , Başı çekeni çok yakından izlemek
7. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birini rahatsız etmek, sataşmak, peşini bırakmamak, musallat olmak