yağlanmak

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak

2. Yağ oluşmak

Örnek:

1. Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var.

1. Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var.

3. Yağdan kirlenmek

Örnek:

1. Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş...

1. Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş...

4. Yağ sürünmek

Örnek:

1. Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı.

1. Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı.