yağız doru, kara yağız, sarı yağız
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Esmer
1. Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar.
1. Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar.
2. Doru
1. Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı
1. Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı
3. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Yiğit
1. Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi.
1. Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi.