yağdırmak

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yağmasını sağlamak

2. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak

Örnek:

1. Turhan mütemadiyen babasına, amcasına mektuplar yağdırıyor.

1. Turhan mütemadiyen babasına, amcasına mektuplar yağdırıyor.

3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vermek, söylemek

Örnek:

1. Cemal Paşa, çılgın, Adana'ya, Afyon'a şiddetle emirler yağdırıyordu.

1. Cemal Paşa, çılgın, Adana'ya, Afyon'a şiddetle emirler yağdırıyordu.

4. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Bol miktarda vermek, sağlamak

Örnek:

1. Bu fabrika piyasaya kumaş yağdırdı.

1. Bu fabrika piyasaya kumaş yağdırdı.

5. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Çok sayıda ortaya koymak, sürmek

Örnek:

1. Çorbada tuzum bulunsun diyen para, eşya yağdırmıştı.

1. Çorbada tuzum bulunsun diyen para, eşya yağdırmıştı.