varmak

fiil
İlgili Kelimeler:

varagele, varagele bombardımanı, varagele botu, tümevarım

Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak

Örnek:

1. Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?

1. Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?

2. Belli bir duruma veya düzeye gelmek

Örnek:

1. Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı.

1. Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı.

3. Hoş olmayan bir sona ermek

Örnek:

1. Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun.

1. Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun.

4. Bir şeyi iyice anlamak veya duymak

Örnek:

1. Tadına varmak. Sırrına varmak.

1. Tadına varmak. Sırrına varmak.

5. -i , -i , -i , -i , Acımadan, çekinmeden yapmak

Örnek:

1. Eli varmak. Dili varmak.

1. Eli varmak. Dili varmak.

6. Kadın, evlenmek

Örnek:

1. Gönül verdin derlerdi o delikanlıya / En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya

1. Gönül verdin derlerdi o delikanlıya / En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya

7. Bir durumdan başka duruma geçmek

Örnek:

1. Secdeye varmak. Uykuya varmak.

1. Secdeye varmak. Uykuya varmak.