uzanmak

fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Boylu boyunca yatmak

Örnek:

1. Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni.

1. Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni.

2. Gitmek

Örnek:

1. Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım.

1. Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım.

3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir alana yayılmak

Örnek:

1. Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor.

1. Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor.

4. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir şey boyunca sıralanmak

Örnek:

1. İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi.

1. İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi.

5. Yetişmek, ulaşmak

6. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak

Örnek:

1. Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı.

1. Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı.

7. argo , argo , argo , argo , Sarkıntılık etmek