baldırsokan
1. -i , -i , -i , -i , İçine veya arasına girmesini sağlamak
2. -e , -e , -e , -e , Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak
1. Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu.
1. Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu.
3. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
4. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
1. Otların arasında bacaklarını yılan sokar.
1. Otların arasında bacaklarını yılan sokar.
5. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek
1. Ülkeye kaçak eşya sokmak.
1. Ülkeye kaçak eşya sokmak.
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Belli etmeden kötü bir malı vermek
1. Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş.
1. Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş.
7. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
1. Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya: -Olmaz mı? Ne dersiniz?- gibi sualler soruyor, cevap istiyordu.
1. Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya: -Olmaz mı? Ne dersiniz?- gibi sualler soruyor, cevap istiyordu.
8. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek