siperisaika, tam siper, yıldırım siperi
1. isim , isim , isim , isim , Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer
2. Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda
1. Pencereden güneş yahut rüzgâr gelirse şu siper köşeye kaçacak.
1. Pencereden güneş yahut rüzgâr gelirse şu siper köşeye kaçacak.
3. Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılan çıkıntı, siperlik
1. Sabahtan beri çektiği şaraplarla epeyce başı dönen meşhur kumandan tolgasının siperini geri itti.
1. Sabahtan beri çektiği şaraplarla epeyce başı dönen meşhur kumandan tolgasının siperini geri itti.
4. askerlik , askerlik , askerlik , askerlik , Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek
1. Ateş yağmuru ikinci kat siperleri geçti.
1. Ateş yağmuru ikinci kat siperleri geçti.
5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kuytu, korunulabilen
1. Burası siper bir yerdir.
1. Burası siper bir yerdir.
Lisan : Farsça siper