1. -i , -i , -i , -i , Sinmesini sağlamak veya sinmesine sebep olmak
1. Kartal burunlu, kalın kaşlı, çember sakallı ihtiyar, Sertman'ı biraz sindirdi.
1. Kartal burunlu, kalın kaşlı, çember sakallı ihtiyar, Sertman'ı biraz sindirdi.
2. Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir duruma getirmek, hazmetmek
1. Hoca, sabahleyin bir bahçıvanın ikram ettiği turp salatasını henüz sindirememişti.
1. Hoca, sabahleyin bir bahçıvanın ikram ettiği turp salatasını henüz sindirememişti.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kendine mal etmek, anlayışla karşılayıp benimsemek
1. Bir de o düşünceleri gerçekten sindirmiş bilginlerin, bilge kişilerin tutumuna bir bakın.
1. Bir de o düşünceleri gerçekten sindirmiş bilginlerin, bilge kişilerin tutumuna bir bakın.