1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çok sıkı
1. Düşünen filozof yeryüzü yaşamasına sımsıkı bağlı bu maddeci görüşten sıyıramıyor kendini.
1. Düşünen filozof yeryüzü yaşamasına sımsıkı bağlı bu maddeci görüşten sıyıramıyor kendini.
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Çok sıkı olarak, sıkı bir biçimde
1. Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu.
1. Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu.
Telaffuz : sı'msıkı