pişkin

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gereğince pişmiş

Örnek:

1. Pişkin ekmek.

1. Pişkin ekmek.

2. Çabuk pişen, pişeğen, pişek

Örnek:

1. Pişkin nohut.

1. Pişkin nohut.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Saygısızca davranarak işini yürüten

Örnek:

1. Hiç istifini bozmayan bir pek pişkin hırsız hâli buldum.

1. Hiç istifini bozmayan bir pek pişkin hırsız hâli buldum.

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yüzsüz

Örnek:

1. Vasıf'ı hem arkadaş canlısı bir insan hem de gayet pişkin bir politikacı olarak tanıyordum.

1. Vasıf'ı hem arkadaş canlısı bir insan hem de gayet pişkin bir politikacı olarak tanıyordum.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Deneyimi olan, herhangi bir şeye alışmış olan, olgun

Örnek:

1. En pişkin aktörler bile bizim kadar rollerini başaramazlar.

1. En pişkin aktörler bile bizim kadar rollerini başaramazlar.