pişirmek

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek

Örnek:

1. Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu hem de denizcilerle yârenlik ediyordu.

1. Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu hem de denizcilerle yârenlik ediyordu.

2. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek

Örnek:

1. Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek.

1. Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çalışarak öğrenmek

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Olgunlaştırmak

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak

Örnek:

1. Bu ceket beni pişirdi.

1. Bu ceket beni pişirdi.