peydahlamak

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , İstenmeyen veya uygun olmayan şeyler edinmek

2. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Ortaya çıkarmak, oluşturmak

Örnek:

1. Birbirine hiç benzemeyen iki mesleğin peydahladığı bu ucube, yarılmış bir dildi, hasta bir dil.

1. Birbirine hiç benzemeyen iki mesleğin peydahladığı bu ucube, yarılmış bir dildi, hasta bir dil.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Meydana getirmek

Örnek:

1. Nikâhsız karısından peydahladığı oğlu tarafından öldürülmüştü.

1. Nikâhsız karısından peydahladığı oğlu tarafından öldürülmüştü.