koşturmak

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Koşma işini yaptırmak

Örnek:

1. Atları hızla koşturdu.

1. Atları hızla koşturdu.

2. Çok hızlı koşmak

Örnek:

1. Hüdai birdenbire, kendinden beklenmeyen bir çeviklikle taşların üstünden atlaya atlaya önden koşturdu.

1. Hüdai birdenbire, kendinden beklenmeyen bir çeviklikle taşların üstünden atlaya atlaya önden koşturdu.

3. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Çabucak göndermek

Örnek:

1. Lalayı karakola koşturdular.

1. Lalayı karakola koşturdular.

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çabalamak, uğraşmak

Örnek:

1. İnsanları fırtınalar gibi koşturan büyük enerji kaynağı inanmaktır.

1. İnsanları fırtınalar gibi koşturan büyük enerji kaynağı inanmaktır.