kollamak

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek

Örnek:

1. Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş.

1. Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş.

2. Göz önünde tutmak, gözlemek

Örnek:

1. Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü.

1. Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü.

3. Korumak, gözetmek

Örnek:

1. O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti.

1. O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti.