1. -i , -i , -i , -i , Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek
1. Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş.
1. Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş.
2. Göz önünde tutmak, gözlemek
1. Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü.
1. Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü.
3. Korumak, gözetmek
1. O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti.
1. O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti.