kızışmak

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak

2. Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak

Örnek:

1. Ot balyaları kızıştı.

1. Ot balyaları kızıştı.

3. Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek

Örnek:

1. Aygır kızıştı.

1. Aygır kızıştı.

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak

Örnek:

1. O dönem politik ortam zaten kızışmıştı.

1. O dönem politik ortam zaten kızışmıştı.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hızlanmak, hareketlenmek

Örnek:

1. Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı.

1. Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı.