1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak
2. Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak
1. Ot balyaları kızıştı.
1. Ot balyaları kızıştı.
3. Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek
1. Aygır kızıştı.
1. Aygır kızıştı.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak
1. O dönem politik ortam zaten kızışmıştı.
1. O dönem politik ortam zaten kızışmıştı.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hızlanmak, hareketlenmek
1. Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı.
1. Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı.