kazıkazan
1. -i , -i , -i , -i , Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
1. Tahtanın boyasını kazımak.
1. Tahtanın boyasını kazımak.
2. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak
1. O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin.
1. O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin.
3. Sertçe ovmak
4. Tıraş etmek
1. Sakalını kazımak.
1. Sakalını kazımak.
5. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek
1. Mühür kazımak.
1. Mühür kazımak.
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak
1. Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler.
1. Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler.
7. tıp , tıp , tıp , tıp , Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek
1. Çıbanı kazıyarak aldılar.
1. Çıbanı kazıyarak aldılar.