kala kala, geri kalmış
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
1. Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı.
1. Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı.
2. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
1. Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı.
1. Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı.
3. -de , -de , -de , -de , Konaklamak, konmak
1. Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim.
1. Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim.
4. -le , -le , -le , -le , Oturmak, yaşamak
1. Tam beş sene benimle beraber kaldı.
1. Tam beş sene benimle beraber kaldı.
5. Eğleşmek
6. Hayatını sürdürmek, yaşamak
1. O aileden bir bu çocuk kaldı.
1. O aileden bir bu çocuk kaldı.
7. Varlığını korumak, sürdürmek
1. Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı.
1. Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı.
8. -de , -de , -de , -de , Oyalanmak, vakit geçirmek
1. Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı.
1. Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı.
9. Sınıf geçmemek
1. Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de.
1. Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de.
10. -de , -de , -de , -de , İşlemez, yürümez duruma gelmek
1. Araba yarı yolda kaldı.
1. Araba yarı yolda kaldı.
11. -e , -e , -e , -e , İleriye atılmak, ertelenmek
1. Mahkeme ayın on sekizine kaldı.
1. Mahkeme ayın on sekizine kaldı.
12. -de , -de , -de , -de , Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak
1. Oda duman içinde kaldı.
1. Oda duman içinde kaldı.
13. -de , -de , -de , -de , Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek
1. Bugün iş maddesinde kaldık.
1. Bugün iş maddesinde kaldık.
14. -den , -den , -den , -den , Miras olarak geçmek
1. Çiftlik ana babasından kalmış.
1. Çiftlik ana babasından kalmış.
15. -den , -den , -den , -den , Yapamamak
1. Misafir geldi, gezmeden kaldık.
1. Misafir geldi, gezmeden kaldık.
16. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
1. Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına.
1. Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına.
17. -le , -le , -le , -le , Yetinmek
1. Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı.
1. Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı.
18. -le , -le , -le , -le , Sınırlanmak
1. Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı.
1. Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı.
19. Herhangi bir durumu sürdürmek
20. yardımcı fiil , yardımcı fiil , yardımcı fiil , yardımcı fiil , Olmak, herhangi bir durumda bulunmak
1. Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık.
1. Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık.
21. yardımcı fiil , yardımcı fiil , yardımcı fiil , yardımcı fiil , Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
1. Bakakalmak.
1. Bakakalmak.
2. Şaşakalmak.
2. Şaşakalmak.
3. Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak.
3. Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak.