1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
1. Ekmek iyi kabardı.
1. Ekmek iyi kabardı.
2. Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
1. Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur.
1. Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur.
3. Niceliği artmak, büyümek
1. Masraf kabardı.
1. Masraf kabardı.
4. Şişmek, genişlemek
1. İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi.
1. İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi.
5. Hayvanların tüyleri dikilmek
6. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak
1. Bu kumaş çabuk kabardı.
1. Bu kumaş çabuk kabardı.
7. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
1. Masanın kaplaması kabardı.
1. Masanın kaplaması kabardı.
2. Dolabın boyası kabardı.
2. Dolabın boyası kabardı.
8. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
9. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bulanmak
10. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
1. Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır.
1. Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır.
11. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
12. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Böbürlenmek, gururlanmak
1. Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu.
1. Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu.