1. -i , -i , -i , -i , Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
2. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak
1. Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım.
1. Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak
1. Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı.
1. Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Acısı yüreğine işlemek