dağıtmak

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak

Örnek:

1. Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı.

1. Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı.

2. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek

Örnek:

1. Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı.

1. Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı.

3. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek

Örnek:

1. Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu.

1. Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu.

4. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak

Örnek:

1. Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak.

1. Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak.

5. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İletmek, ulaştırmak

6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yenilgiye uğratmak

7. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek

Örnek:

1. Kooperatifi dağıttılar.

1. Kooperatifi dağıttılar.

8. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kurulu bir düzeni bozmak

9. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek

10. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek

11. nesnesiz , nesnesiz , argo , argo , nesnesiz , nesnesiz , argo , argo , Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak