1. -i , -i , -i , -i , Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
1. Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı.
1. Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı.
2. -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , -i , -i , nesnesiz , nesnesiz , Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek
1. Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı.
1. Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı.
3. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek
1. Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu.
1. Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu.
4. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak
1. Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak.
1. Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak.
5. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İletmek, ulaştırmak
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yenilgiye uğratmak
7. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek
1. Kooperatifi dağıttılar.
1. Kooperatifi dağıttılar.
8. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kurulu bir düzeni bozmak
9. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
10. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek
11. nesnesiz , nesnesiz , argo , argo , nesnesiz , nesnesiz , argo , argo , Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak